Bayram Tayyip Yaslıca yazdı: Bakış Talimi Üzerine Fırlak Bir Bakış
“Size bir yanılgı sunmak isteseydim, bu metnin matematikle olan mesafesini ölçün diyebilirdim. Ama böyle bir şeye ihtiyaç duymuyorum. Burada, şairin sadece sezileri vardır düşüncesini temellendirmek ve bu düşünceyi şiire dönüştüren o büyük dönüştürücüyü anlatmak için bulunuyorum. Evet, büyük dönüştürücü! Dokunduğumuz, tattığımız, birden çok becerimizle duyumsadığımız ‘şey’leri şiire dönüştüren o itibarlı kalkan, o mühürlü saltanat, o kanun koyucuların bile çekindiği katı bileklik.”
Evvelce yazdığım “Bir Yer Gösterici Olarak Şiir” başlıklı yazıya yukarıdaki ifadelerle başlamıştım. Burada biraz durmalıyım. Şair, duyduğu her şeyi şiire dönüştürebilir mi? Bu soru üzerinden bahsi biraz açalım ve Atakan Yavuz’un Bakış Talimi isimli kitabından aldığım şu mısralara bakalım:
dünyayı bir kez tattım, dilim hâlâ sargıda
Sebeb-i Telif
koşmuş gibiyim ta ilk çağdan Topkapı’ya
Parça Tesirli
sen varken bütün çiçekler kekeme
Varken
Şiir geçmişimizde, Abdülhak Hamit Tarhan, Muallim Naci gibi büyük isimlere rağmen, hatırlamak istemediğim bir rüya gibi duran Tanzimat şiirinin bütün kötü alışkanlıkları, 1900’lü yılların başından itibaren ortaya çıkan daha gerçekçi bir havayla kırılmaya başladı. Aşırı ve bireysel süslemeciliği kenara atan, muhafazakârlığı göz ardı etmeyen ve dilimizin bütün imkânlarına daha gerçek bir hayatın olanaklarıyla yaklaşan şairler bu kırılmaya öncülük ettiler. Sonuç olarak, 1941 yılında söz konusu değişimi resmîleştiren Orhan Veli ve arkadaşları oldu. Peki, yazıya niçin böyle bir giriş yaptım?
Duran bir masanın, hareket etmeyen bir ağacın şiirini yazmadan, şiiri yaşamla nasıl ilişkilendirebiliriz? Hayatın soyut ve somut koşullarının teknikleştirilerek sürdürüldüğü bir şiir anlayışı, felsefeden farklı mıdır? Bu, olmazsa olmaz bir gereksinme midir, tartışılır. Yine de ağır aksak yürüyen bir körebenin (Tanzimat’ın) ağzından çıkan harfler yerine, gündelik dilin ve duyuşun harflerine kulak vermek lazımdır kanaatindeyim. Yazıya başlarken sorduğum “Şair, duyduğu her şeyi şiire dönüştürebilir mi?” sorusuyla, buradaki gündelik........
