TCMB’nin nisan kararı: ‘Bekle-gör’den ‘temkinli ihtiyat’a geçiş
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 Nisan 2026 tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini piyasa beklentileriyle uyumlu bir şekilde yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı.
Bu karar, ilk bakışta bir "eylemsizlik" gibi görünse de, metnin satır aralarına sızan jeopolitik risk vurgusu ve küresel likidite koşullarına dair çekinceler, makroekonomik dengeler açısından kritik bir dönemece işaret ediyor. Özellikle Orta Doğu eksenli enerji fiyatlarındaki oynaklık ve Fed’in temkinli duruşu, Ankara’nın manevra alanını daraltırken, iç piyasada dezenflasyon patikasının dayanıklılığını test ediyor.
Küresel denklem ve jeopolitik baskı
Küresel ölçekte ekonomi yönetimi, 2026’nın ilk yarısında ciddi bir türbülanstan geçiyor. ABD-İran hattındaki hassas dengeler ve petrol fiyatlarının 80-100 dolar bandındaki seyri, enflasyonla mücadele eden tüm merkez bankaları için en büyük maliyet unsuru olmaya devam ediyor. TCMB’nin karar metninde bu sefer daha belirgin bir tonla vurgulanan "enerji fiyatları kaynaklı ikincil etkiler”, para politikasının sadece iç taleple değil, arz yönlü dışsal şoklarla da mücadele etmek zorunda kalacağını gösteriyor.
Fed toplantısında faizlerin sabit kalacağı beklentisi, gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskıyı bir miktar hafifletse de, küresel risk iştahının kırılganlığı CDS primlerimizi 230-240 baz puan bandına hapsetmiş durumda. Bu durum, dış borçlanma maliyetlerinin orta vadede yüksek kalacağına dair bir uyarı niteliği taşıyor. Batı........
