Sıkı para politikası, yabancı iştahı ve sektörel ayrışma
2026 yılı, Türk sermaye piyasaları açısından hem makroekonomik dengelenmenin derinleştiği hem de yatırımcı sabrının sınandığı kritik geçiş dönemlerinden biri olarak kayıplara geçiyor.
Sene başından bu yana uygulanan kararlı dezenflasyon programı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) temkinli faiz politikası ve kademeli düşüş eğilimindeki risk primi (CDS), piyasanın temel omurgasını oluşturdu. Yılın ilk üç çeyreğini geride bırakıp son kulvara girerken, BIST 100 endeksi hem reel sektördeki yavaşlamanın yarattığı maliyet baskılarını hem de yılın son dönemine ilişkin faiz indirim beklentilerini aynı anda fiyatlamaya çalışıyor.
Sene başından bu yana borsa: Sıkılaşmanın gölgesinde seçici yükseliş
2026’ya dezenflasyon patikası ve reel mevduat getirisinin yüksek seyrettiği bir ortamda başlayan Borsa İstanbul, yılın ilk yarısında belirli bir bant aralığında hareket etti. Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede taviz vermeyen duruşu ve politika faizini uzun süre yüksek seviyelerde tutması, borsa üzerindeki alternatif getiri baskısını sürekli diri tuttu. İç talebin baskılanması ve sanayi üretimindeki ivme kaybı, özellikle imalat sektörü hisseleri üzerinde belirgin bir kâr marjı daralmasına yol açtı.
Ancak bu sıkı parasal koşullara ve yüksek finansman maliyetlerine rağmen BIST 100 endeksi, döviz bazlı değerlemelerin rasyonel seviyelerde kalması ve yabancı kurumsal........
