OVP, yeşil dönüşüm ve küresel rekabet gücü
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye’nin 2026-2028 Orta Vadeli Programı (OVP), makroekonomik istikrarı sağlama, mali disiplini koruma ve dezenflasyon sürecini kalıcı kılma kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Ancak bu 3 yıllık yol haritasını yalnızca geleneksel iktisat parametreleriyle —yani büyüme, bütçe dengesi veya cari açık rakamlarıyla— okumak, küresel ekonominin geçirmekte olduğu büyük kabuk değişimini gözden kaçırmak anlamına gelir. Günümüz küresel ticaret dinamiğinde sürdürülebilir iktisadi büyüme, doğrudan "yeşil dönüşüm" ve iklim dostu teknolojik adaptasyondan geçmektedir. Türkiye’nin önümüzdeki döneme ait makroekonomik projeksiyonu da tam olarak bu iki hayati eksenin birleştiği noktada şekillenmektedir.
Makroekonomik Hedefler ve Yapısal Reform İhtiyacı
OVP projeksiyonlarına göre, büyümenin program dönemi boyunca kademeli bir ivmeyle yükselerek 2028 yılında %5,0 seviyesine ulaşması hedeflenmektedir. Bunun yanı sıra işsizlik oranının kademeli olarak %7,8 seviyesine gerilemesi ve enflasyonun kararlı bir dezenflasyon patikası izleyerek tek haneli seviyelere indirilmesi temel makro hedefler arasında yer alıyor.
Ancak program metninde de sıkça vurgulandığı üzere, bu iddialı hedeflere ulaşmanın yolu yalnızca talep yönlü sıkılaşma politikalarından geçmemektedir. Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu asıl ivme; toplam faktör verimliliğini artıran, sanayide yüksek katma değer yaratan ve ikiz dönüşümü (yeşil ve dijital dönüşüm) odağına alan........
