menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 geldi (1)

16 0
yesterday

Bizim jenerasyon ‘Soğuk Savaş’ kavramı içeri­sinde teknolojiden uzak büyürken birden her şeyin değiştiği bir dönemin de parçası oldu. Öy­le şeyler yaşadık ki hiçbir şey bize şaşırtmaz diye­biliyoruz. Bizim nesil her yeni yılı “bir öncesine benzemez inşallah” diye karşıladı. Bu dileğimize uyan yıllar oldu tabii ki. Ama geneli “gelen gideni aratır” şeklinde cereyan etti.

Geçen sene “çok şükür 2024 bitti, 2025 yeni bir ümit” derken, bugün aynı şeyi 2026 için dü­şünüyoruz. 2025 birçok olayın ve birçok bilinme­zin devamına sahne oldu.

Trump’ın ezici bir üstünlükle çıktığı ABD Baş­kanlık seçimleri, ABD iç politikası kadar dış po­litikasında da büyük değişimlerin işareti oldu. Trump hem iç hem dış politikasında “deli, öngö­rülemez bir lider” olarak görüldü. Diplomasi ada­bını hiçe sayan, dış politikanın teamüllerinden uzak birçok yaklaşıma imza attı.

Trump’ın “deli olma” hali Trump’ın dış poli­tikasını şekillendirirken birçok kararının ge­ri adımla sonuçlanması dikkat çekti. AB’ye yöne­lik tavrı, Gazze konusundaki tutarsız ve gerçek­leşmeyen yaklaşımları, Ukrayna-Rusya krizine çözüm olamayan politikası, Çin’e olan değişken yaklaşımları hep bir belirsizlik göstergesi oldu.

Trump’ın politik davranışlarında bir değişiklik bekliyor muyuz? Kesinlikle hayır. O zaman 2026 yılında da aynı değişkenliğin ve belirsizliğin ya­rattığı birçok olayla karşılaşmamız kaçınılmaz. ABD’de Kasım 2026’da yapılacak ara seçimle­re kadar bu durumun çok daha sert yaşanacağını söylemekte yanlış olmayacak.

Sevgili........

© Dünya