menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zor dönemde zor faiz kararı

18 0
13.03.2026

Bundan iki hafta öncesine ka­dar ekonomik göstergelerin tahmini açısından 2026 yılının son dönemin en kolay yılı oldu­ğunu konuşuyorduk. Enflasyon istediğimiz kadar hızlı düşmese de aşağı yönlü eğilimini sürdüre­cekti. Büyümenin %4 civarında­ki seyrini sürdürmesi mümkün görünüyordu. Cari açık artmak­la beraber sürdürülebilir seviye­lerdeydi. Merkez bankası bir yan­dan dolar kurunu yönetirken faiz indirimleri için de yıl içerisinde alan bulacaktı.

ABD-İsrail ikilisinin hafta so­nu İran’a başlattıkları saldırı ile yukarıda bahsettiğimiz senaryo maalesef artık olası görünmüyor. TCMB bu çerçevede mart ayı top­lantısında faiz indirimi sürecine ara verirken önümüzdeki dönem için her ihtimalin masada oldu­ğunu ima eden bir iletişim yaptı.

TCMB hangi koşullar altında bu kararları aldı?

TCMB’nin son enflasyon rapo­runda petrol fiyatı tahmini 61 do­lar seviyelerindeydi. İran’a karşı başlatılan savaş neticesinde Hür­müz boğazından petrol ve doğal gaz akışı durdu. Hürmüz boğa­zından geçen petrol ve doğal gaz günlük dünya tüketiminin %20 ’si seviyelerinde. Bir başka deyiş­le, petrol ve doğal gaz piyasası bü­yük bir arz şoku ile kar­şı karşıya. Ortaya çıkan üretim açığını kısa va­dede telafi edecek baş­ka bir kaynak görünmü­yor.

Örneğin, Rusya bel­ki bir miktarını telafi edebilir. Fakat tamamı­nı sürekli ikame edecek bir kaynak yok. Bu ger­çeklikler neticesinde petrolün varil fiyatı 120 dolar seviyelerini gördükten son­ra Başkan Trump’ın açıklamaları sonrasında 80 dolarlara kadar ge­riledi. Fakat İran’ın Perşembe gü­nü Hürmüz Boğazı’ndan geçmek isteyen gemileri vurması fiyatları tekrar 100 dolar seviyelerine yük­seltti. Her ne kadar stratejik re­zervlerin kullanılacağı yönünde açıklamalar olsa da petrol piya­sası kısa vadede sakinleşecek gibi görünmüyor.

Ortaya çıkan petrol ve doğal gaz açığından en çok olumsuz etki­lenecek ülkeler Çin başta olmak üzere uzak doğu ülkeleri. Bu ülke­lerde ortaya çıkacak enerji açık­larının üretimi sekteye uğratması ihtimali var. Bu durum da küresel tedarik zincirinde pandemi döne­mine benzer aksamalara neden olabilir.

Bütün bunlara ek olarak navlun maliyetlerinin şimdiden arttığı­nı gözlemliyoruz. Bunun üzeri­ne hammadde, ara malı ve mamul mal fiyatları dünyada artış eğili­mine girdi. Yurt içinde de enerji fiyatları kaynaklı enflasyonu ön­lemek için eşel mobil sistemine geçildi.

Ekonomi yönetiminin proaktif kararları TCMB’nin işini kolaylaştırdı

İran’a yapılan saldırının başla­dığı hafta sonu ekonomi yönetimi hızlı kararlar aldı. Öncelikli ola­rak TCMB haftalık repo ihalele­rini askıya aldı. Dolayısıyla piya­sa faizleri 300 baz puanlık artışla %40’a yakınsadı. TCMB piyasa­daki fazla likiditeyi depo ihalele­ri ve likidite senedi yolu ile çek­ti. Döviz piyasasının yönetimini de elinde tutarak TL’nin istikrarlı seyrini sürdürmesini sağladı.

Enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon görünümünü bozma­ması için eşel mobil sistemine ge­çilmesi de TCMB’nin PPK top­lantısında daha rahat karar alma­sını sağladı.

Bundan sonra ne bekleniyor?

Bundan sonraki dönemi kes­tirmek şimdilik güç. Yanı başı­mızdaki savaşın ne kadar süre­ceği kritik öneme sahip. Eğer sa­vaş kısa sürede sonlanırsa geçici etkiler ile Türkiye ekonomisi bu süreci atlatabilir. Fakat savaşın uzaması durumunda yüksek sey­redecek enerji maliyetleri, dünya ekonomisindeki daralma ve ithal enflasyon ekonomiyi yönetmeyi zorlaştıracaktır. Bu ihtimallerin hangisinin gerçekleşeceği net ol­madığı için TCMB’de gelecek dö­nem atacağı adımlara dair bir söz­lü yönlendirmede bulunmuyor. Tam tersine, bu ihtimallere göre uygulanacak politika araçlarının olduğunu ve bu araçların fiyat ve finansal istikrar hedefleri doğrul­tusunda kullanılacağını yineliyor.

Türkiye’nin İran’a ihracatı top­lam ihracatının %1’i kadar. Fa­kat bölgeye olan ihracatımız daha fazla. Dolayısıyla, savaş koşulları nedeniyle azalan dış talebe kar­şı ihracatçı şirketleri destek po­litikasına ihtiyaç duyulabilir. Se­lektif krediler yöntemi ile deza­vantajlı sektörlerin ve grupların finansal darboğazı aşması için ça­lışmalar yapılabilir.


© Dünya