Vergi iadelerine enflasyon kaybını kim üstlenecek?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) geçtiğimiz hafta verdiği bir karar, devletin para borçlarını geç ödemesi halinde ortaya çıkan enflasyon kaybının kimin üzerinde kalması gerektiği sorusunu yeniden gündeme getirdi (Immobiliare Bergamella Seconda di Carlo Mariani & C. S.a.s. and Others/Italy, 24.09.2026). AİHM, kamulaştırma bedelinin yeterliliğini Ek 1 No.lu Protokol md.1 kapsamında inceleyerek mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Karar kamulaştırmaya ilişkin; ancak ortaya koyduğu hukuki yaklaşımın etkisi bununla sınırlı değil. Devletin vergi iadesi, kamulaştırma bedeli, tazminat veya başka bir hukuki sebeple para ödeme yükümlülüğü doğduğunda, ödemenin gecikmesi alacağın reel değerini azaltabilir. Türkiye’de uzun süredir devam eden yüksek enflasyon, konuyu diğer kamu ödemelerinin yanı sıra vergi iadeleri bakımından da önemli hale getirmektedir.
AİHM: Gecikmenin ekonomik sonucu hesaba katılmalı
Son karara konu olayda taşınmaz 1963’te kamulaştırma amaçlı kısıtlamaya tabi tutulmuş, idare 1972’de taşınmaza el koymuş, 1975’te kamulaştırma kararı vermiş, bedel ise ancak 1986’da belirlenmiştir. Başvurucular aynı yıl yargı yoluna gitmiştir. AİHM, 1975-1986 arasındaki on bir yılı aşkın gecikmenin başvuruculara yüklenemeyeceğini ve bu dönem için enflasyon düzeltmesi yapılmamasının başvuruculara orantısız külfet yüklediğini kabul etmiştir.
AİHM’in reel değer kaybı konusuna yaklaşımı yeni değildir. 26.01.2010 tarihli Zeytinli/Türkiye kararında da kamulaştırma alacağının geç ödenmesi nedeniyle ortaya çıkan mali kayıp mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir. Vergi hukukuna daha yakın Eko-Elda AVEE/Yunanistan kararında ise haksız tahsil edilen verginin uzun süre sonra faizsiz iade edilmesi nedeniyle........
