menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay zekânın yeni dünya haritası

30 0
21.09.2026

Jeopolitik, en basit tanımıyla coğraf­yanın politika ile et­kileşimini ve aktör­ler arası güç dağılımı üzerindeki etkisini anlamaya çalışan bir disiplindir. Devletle­rin kapladığı yeryü­zü alanları, sınırla­rı, coğrafi konumla­rı, denizlere ve kritik karasal alanlara açılan güzergâh­ları, topografik özellikleri, ener­ji ve ham maddeye erişim potan­siyelleri, boğazları, limanları ve ticaret yolları bu çerçevede in­celenir. Dönemsel olarak öne çı­kan stratejik değerler, coğrafya­ları da yeniden anlamlandırır ve jeopolitik önem kavramının de­ğişken karakterini yansıtır. Ta­rihsel gelişime bakıldığında kimi zaman tuz veya baharat güzer­gâhlarının, kimi zaman sömür­ge arayışlarının, kimi zaman kö­mür ya da petrole ulaşımın, ki­mi zaman da ticaret yolları veya askerî lojistik imkânların değer­li hâle geldiği görülür. Her döne­min yeryüzünde ulaşılması gere­ken stratejik bir değeri bulunur ve politik güç mücadeleleri de bu değer üzerinden şekillenir.

Nitekim 20. yüzyılın ilk yarı­sında iki büyük küresel savaşa sahne olan dünya arenası, esas olarak kömür-çelik üretimini ve petrole erişimi ön plana çıkar­mıştı. Yüzyılın başından itiba­ren hız kazanan enerji merkezle­rine ulaşma mücadelesi, toprağı değil, o toprağın derinliklerinde gizli hazineyi ele geçirme uğru­na milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. 1945 sonrası Soğuk Savaş süresince Orta Doğu’nun iştah kabartan zengin enerji kaynakları, ideolo­jik bloklar arası mücadeleyi ye­ni bir aşamaya taşımış ve savaş­ların cephesini Batı merkezin­den bu coğrafyalara kaydırmıştı. 21. yüzyıla girildiğinde tüm dün­ya organizmasına kan pompala­yan iki kalp, Orta Doğu ve Hazar Havzası'ydı. Jeopolitik teorinin özü de alanın kurucu babaların­dan Halford Mackinder’ın şu özet ifadesinde yatıyordu: “Dün­yanın kalbini kontrol eden, Dün­ya Adası’na; yani dünyaya hük­meder.” Yüzyıla girişimizle bir­likte, teknolojik gelişmelerin ürettiği yeni dinamikler zaman ve mekân algısını değiştirme­ye başladı. Thomas Friedman’ın “Dünya Düzdür” sloganı, adeta bu yeni yaşamın şifrelerini veri­yordu. Para, bilgi ve küresel hiz­metler saniyeler içerisinde coğ­rafyaları aşıyor, kıtalar arası akış hayal edilemeyecek boyutlara ulaşıyordu.........

© Dünya