Politik psikolojiyle krizler çağını okumak
Dünyada belirsizliğin, kuşkunun, tanımsızlığın egemen olduğu puslu bir “krizler çağı” yaşanıyor. Bildiğimiz değerler, normlar, kurumlar yerle yeksan olmuş vaziyette. Büyük aktörler arası rekabetin yansıması bölgesel çatışmalar gibi görünse de etkileri bakımından bir küresel savaşlar dönemini yaşıyoruz. Ekonomik dalgalanmalar, enerji havzalarındaki ve lojistik hatlardaki rekabet, nadir mineraller üzerinde egemenlik arayışı ve teknolojideki yarış gözle görünmez bir hız kazanmış durumda. Tarihini yazmaya yetişemeyeceğimiz kadar akışkan bir değişim ve dönüşüm dönemindeyiz.
Bu yıkım dönemi ne kadar sürecek ve yerine inşa edilecek şey nedir şimdilerde net görünmüyor ama her sektördeki, her katmandaki değişimi diğerinden bağımsız olarak açıklamaya çalışmak ciddi bir hata olur. Uluslararası ilişkiler alanında artık tek laboratuvarımız tarih değil. Dünya siyaseti sadece güç kapasiteleri, jeopolitik rekabet ya da devletler arasındaki hegemonya mücadelesi üzerinden okunamıyor. Artık sosyolojiden teknolojiye, coğrafyadan matematiğe, felsefeden psikolojiye uzanan ve bilim, ilim, sanat adına bildiğimiz ne varsa masaya sürmek zorundayız. Dünya tek boyutlu olarak anlaşılması imkansız bir hız, derinlik ve çeşitlilikle değişiyor. Üstelik hepsinden daha derinde en görünmez katmanda da devrimsel bir dönüşüm süregitmekte: İnsan zihni. Dünyayı algılama biçimimiz, çevresel faktörlere karşı hassasiyetimiz, incinebilirliğimiz artık daha farklı. Dönüşüyoruz ve hatta çok daha radikal bir biçimde dönüşeceğiz.
Politik psikoloji üzerine
Ben epeyce zamandır yazılarımda ve yorumlarımda analiz ettiğim her konuyu çalıştığım alanın, yani politik psikolojinin........
