Ejderhayı uyandırmak
Napolyon’a a t f e d i l e n “Çin ejderhasını uyandırmayın; çünkü uyandığında dünyayı sarsacak” ifadesi bir süredir “ejderha uyandığında nasıl sakinleştirilecek?” sorusuyla tamamlanıyor. Batı dünyası, dizginlemek, ehlileştirmek, birlikte yaşamak, serbest bırakmak, teslim olmak ya da vuruşmak tercihleri arasında kararsız kalmış durumda. Şu sıralar yaşadığımız büyük jeopolitik sıkışma da ejderhanın uyanması nedeniyle sistemin büyük güçler hiyerarşisinin bozulmasından kaynaklanıyor.
Çin, Atlantik merkezli güç dengesini Pasifik ve Hint okyanuslarına doğru kaydırmış durumda. Denizlerden karalara, havadan uzaya, oradan siber alana uzanan ve her hatta giderek sertleşen kıyasıya bir rekabet var. Sistemin eski iki başat aktörü Rusya ve ABD, başat statülerini korumak adına yıpratıcı savaşlara girmişken, Çin dengeleyici ve barışçıl tavrıyla küresel kamuoyunda sistemin güvenilir unsuru gibi konumlanıyor. Oysa bir ejderhanın ağzını açması genelde gülmek için olmaz; üstelik hayli yakıcı, kavurucu da olabilir!
ABD Başkanı Donald Trump’ın 14-15 Mayıs’ta gerçekleşmesi planlanan Beijing ziyareti, ilk bakışta liderler arası bir diplomatik temas gibi görünse de küresel şov kabilinden bir tokalaşmadan ibaret olmayacağı çok açık. Küresel düzenin yeni mimarisi şekilleniyor ve sistemin büyük güçleri anlaşarak mı, çatışarak mı bu yeni yapıyı inşa edecekler bunun kararlaştırılacağı zamanlardayız. Çin ve Rusya, bir süredir ABD karşısında ortak tutum alıyorlar. Trump, bu ittifakı Putin’e verdiği tavizlerle gevşetmeye çalışsa da Asya’nın iki devi arasında henüz bir gerilim emaresi yok. ABD, giderek daha fazla sıkışıyor.
Büyük güçleri çöküşleri
Tarih bize büyük güçlerin savaş meydanlarında değil yanlış stratejik tercihleri nedeniyle çöktüklerini gösteriyor. İngiliz tarihçi Paul Kennedy, “Büyük Güçlerin Yükseliş ve Çöküşleri” (The Rise and Fall of the Great Powers) adlı başucu kitabında, imparatorlukların çoğu zaman dış düşmanlarından ziyade, kendi büyüklüklerinin........
