Vicdan, maliyet ve siyasetin sınavı
Türkiye’de emeklilik tartışmaları artık sadece “kim ne zaman emekli olacak?” sorusu değil. Asıl mesele; sosyal güvenlik sisteminde adalet algısı, öngörülebilirlik ve mali sürdürülebilirlik arasındaki dengeyi kurabilmek.EYT düzenlemesiyle birlikte 8 Eylül 1999 ve öncesinde ilk defa sigortalı olanlar için yaş şartı kaldırıldı. 4A (SSK) kapsamında işe giriş tarihine göre 5000 ila 5975 prim gününü tamamlayanlar yaş beklemeden emekli oldu. Bağ-Kur ve Emekli Sandığı tarafında ise yaş şartı olmaksızın kadınlar 7200 gün, erkekler 9000 gün primle emeklilik hakkı elde etti. Bu düzenleme çıktı, uygulandı ve artık sistemin bir parçası haline geldi. Bugün tartışma EYT değil.
Asıl gerilim: 9 Eylül 1999 – 30 Nisan 2008 arası
EYT sonrasında en çok ses çıkaran grup, 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 arasında ilk kez sigortalı olanlar, yani “kademeli emeklilik” bekleyenler.
Bu grubun temel itirazı şudur:
8 Eylül 1999’a kadar yaş şartı yokken, 9 Eylül 1999’dan itibaren bir anda kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş şartının başlaması adil midir?
Bugünkü sistemde bu tarihler arasında sigortalı olan kişiler için kural nettir:
Bir gün geç sigortalı olmak, kişiyi yaş şartı olmayan sistemden çıkarıp 58–60 yaş beklemek zorunda olan sisteme sokuyor. Bu da bazı kişiler için emekliliğin 15–17 yıl ötelenmesi anlamına geliyor.
Buradaki tartışma teknik değil, geçişin sertliğiyle ilgilidir.
“Bir kademe olmalıydı” diyenlerin itirazı da tam olarak budur.
2008 reformu: Kademeli geçiş var
1 Mayıs 2008 sonrası sistem tekrar değişti. Yaş şartı 65’e doğru yükseltildi. Ancak burada önemli bir fark vardı:
Geçiş kademeli yapıldı.
Bir anda herkes 65 yaşına çıkarılmadı. Kadınlar için 58’den başlayarak, erkekler için 60’tan başlayarak yaş sınırı yıllar içinde 65’e doğru yükseldi.
Dolayısıyla 2008 sonrası sistemde ani bir kopuş değil, planlı bir geçiş tasarlandı. Bugün 1999–2008 arası grubun beklentisi de benzer bir geçiş modelidir.
CHP’nin kanun teklifi: Niyet anlaşılır, metin sorunlu
Cumhuriyet Halk Partisi 2023 yılında bu konuya ilişkin bir kanun teklifi sundu. Teklifin amacı, 9 Eylül 1999 – 30 Nisan 2008 arası sigortalılar için yaş ve prim şartlarını sigorta başlangıcına göre kademelendirmek.
Ancak teklif metninde önemli teknik hatalar bulunuyor.
Teklif başlangıç tarihini 8 Eylül 1999 olarak ele alıyor. Oysa 8 Eylül 1999’da sigortalı olan kişi zaten EYT kapsamındadır. Örneğin 5975 günle emekli olmuş bir EYT’liye bu teklif teorik olarak “6250 günü tamamla” demiş oluyor. Bu, kazanılmış haklara dokunan ve teknik olarak ciddi sorun yaratabilecek bir düzenleme olur.
Bu açık bir tarihsel hatadır.
2-Kendi içinde çelişki
Teklifte bir maddede:
* 8 Eylül 1999 – 31 Aralık 2000 arasında işe başlayanlar kadın 43, erkek 45 yaş 6250 prim günü deniyor.
Ancak bir sonraki maddede:
* 1 Ocak 2000 – 31 Aralık 2000 arasında işe başlayanlar yine 43–45 yaş Ancak prim 6325 gün
Aynı yıl için iki farklı prim gün şartı öngörülmüş oluyor. Bu da metnin teknik olarak özenli hazırlanmadığını gösteriyor.
Elbette bunları “düzeltilebilir hata” olarak değerlendirebiliriz. Ancak sosyal güvenlik gibi milyonları ilgilendiren bir alanda tarih, kapsam ve geçiş hükümleri kusura yakın olmamalıdır. Aksi halde teklif daha tartışma aşamasında güven kaybeder.
22.11.2023 tarihinde , CHP Grup Başkanı Manisa Milletvekili Özgür ÖZEL , CHP Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Ali Mahir BAŞARIR , CHP Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Gökhan GÜNAYDIN , CHP Grup Başkanvekili Afyonkarahisar Milletvekili Burcu KÖKSAL tarafından verilen KADEMELİ EMEKLİLİK YASA TEKLİFİ
* 8 Eylül 1999 ile 31 Aralık 2000 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadınlarda emeklilik yaşı 43, erkeklerde 45 ve her iki cins için 6250 prim günü şartı aranır.
* 1 Ocak 2000 ile 31 Aralık 2000 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 43 yaş, erkek 45 yaş ve 6325 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2001 ile 31 Aralık 2001 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 43 yaş, erkek 45 yaş ve 6400 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2002 ile 31 Aralık 2002 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 43 yaş, erkek 45 yaş ve 6475 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2003 ile 31 Aralık 2003 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 44 yaş, erkek 46 yaş ve 6550 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2004 ile 31 Aralık 2004 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 45 yaş, erkek 47 yaş ve 6625 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2005 ile 31 Aralık 2005 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 46 yaş, erkek 48 yaş ve 6700 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2006 ile 31 Aralık 2006 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 47 yaş, erkek 49 yaş ve 6775 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2007 ile 31 Aralık 2007 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 48 yaş, erkek 50 yaş ve 6850 prim günü gerekir.
* 1 Ocak 2008 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasında işe başlayanlar için; kadın 49 yaş, erkek 51 yaş ve 6925 prim günü gerekir.
Bu noktada eleştiri iki tarafa da yöneliktir.
EYT çıkarılırken daha kapsamlı bir geçiş planı yapılabilirdi.
1999–2008 arası grup için ileride oluşacak talepler öngörülebilirdi.
Bugün iktidar cephesinden kademeli emekliliğe dair net bir çalışma açıklanmıyor. Beklenti var, talep var, fakat kamuoyuna sunulmuş ayakları yere basan bir model yok.
Kanun teklifi vermek sadece gündem oluşturmak değildir. Aynı zamanda “iktidara geldiğimizde bunu uygulayacağız” demektir.
Bu nedenle verilen her teklif siyaseten bağlayıcıdır. Metinler seçim vaadi mantığıyla değil; aktüeryal denge, bütçe etkisi, iş gücü piyasası ve kuşaklar arası adalet dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
Sosyal güvenlik sistemi, popüler siyaset alanı değildir. Burada yapılacak bir hata yıllarca telafi edilemez.
Makul kademe nasıl olur?
Kademeli emeklilik mümkün müdür? Evet, mümkündür.
Ancak bazı şartlarla:
1-EYT kapsamına dokunmamalı.
2-Ani sıçramayı yumuşatmalı ama erken yaşta emekliliği teşvik etmemeli.
3- Maliyet hesabı şeffaf yapılmalı.
4-2008 sonrası sigortalılar için yeni bir adaletsizlik üretmemeli.
5-Geçiş açık, sade ve çelişkisiz yazılmalı.
Yaklaşık 1999–2008 arasında sigortalı olan milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir düzenleme yapılacaksa, bunun mali ve toplumsal sonuçları net hesaplanmalıdır.
Son söz: Vicdanı da maliyeti de birlikte konuşalım
9 Eylül 1999 sonrası sigortalı olanların itirazında bir vicdani yön var. Geçişin sertliği adalet algısını zedeliyor.
Ancak sosyal güvenlik sistemi sadece vicdanla yönetilemez. Mali denge, bütçe sürdürülebilirliği ve kuşaklar arası yük paylaşımı da hesaba katılmak zorundadır.
Kademeli emeklilik olabilir. Ama bu, popüler bir vaatten çok, teknik olarak sağlam bir reform olmalıdır.
Muhalefet yapacaklarının sözünü vermeli, herkese mavi bocuk dağıtmanın maliyeti iktidara geldiklerinde başlarına dert olabilir.
Yaklaşık olarak 3 milyon 800 bin sigortalıyı çok yakından ilgilendiren kademeli emeklilik seçimlere doğru daha fazla gündem olacaktır.
