menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emekli aylığında çarpıklık: Daha çok prim, daha düşük maaş olur mu?

15 0
26.01.2026

Türkiye’de emeklilik sistemi uzun süre­dir tartışılıyor. Ancak son yıllarda tartışma­lar, yalnızca “en düşük emekli aylığı” etrafın­da dönen bir gündeme sıkışmış durumda. Oy­sa asıl kritik mesele, emekli aylıklarının he­saplanma mantığının çalışma hayatına verdi­ği mesajdır: “Daha uzun süre çalışmak, daha çok prim öde­mek her zaman daha yüksek emek­li aylığı getirmeyebilir.” Bu mesaj, sadece emeklileri değil; bugün sis­temin içinde çalışan milyonlarca sigortalıyı da doğrudan etkiliyor. Çünkü emeklilik sistemi, yalnızca bir sosyal destek mekanizması de­ğil, aynı zamanda çalışanların kayıt­lı kalmasını sağlayan en güçlü teşvik araçlarından biridir.

Bir örnek: Aynı asgari ücret, fark­lı sonuç

Bugün sahada çok çarpıcı örnek­lerle karşılaşıyoruz:

* 2000 yılına kadar asgari ücret düzeyinde çalışmış, yalnızca 3600 prim günü bulunan ve 2000 yılından sonra hiç çalışması olmayan bir kişi­nin emekli aylığı yaklaşık 28 bin TL düzeyine ulaşabiliyor.

Buna karşın;

* 2000’den sonra çalışmaya de­vam etmiş,

* 2008’den sonra da prim ödeme­yi sürdürmüş,

* Prim gün sayısını 9000 günün üzerine çıkarmış kişilerin emekli aylıkları ise çoğu zaman 20–22 bin TL bandında kalabiliyor.

Bu tablo, ilk bakışta “adaletsiz” görünmekle kalmıyor; aslında emeklilik sisteminin içindeki ya­pısal sorunları da açığa çıkarıyor. Çünkü sosyal güvenlik sisteminin temel ilkelerinden biri şudur:

Daha fazla prim ödeyenin, daha yüksek aylık alması gerekir.

Eğer sonuç bunun tersine dön­müşse, burada bireysel tercihler­den çok sistem tasarımında prob­lem var demektir.

Türkiye’de emekli aylıklarını be­lirleyen mekanizma, özellikle iki dö­nemde köklü biçimde değişti:

2000 yılı sonrası yapılan değişik­likler, ağırlıklı olarak emekli aylık­larının hesaplanmasında kullanılan parametrelerin ve güncelleme yön­temlerinin emekli lehine olmayacak şekilde dönüşmesine yol açtı. Bu dö­nüşüm, “çalışma süresi arttıkça aylı­ğın artması” ilişkisinin zayıflaması­na neden oldu.

2008 sonrası reformlar ise emek­li aylığı üretme kapasitesini daha da aşağı çekti. Sonuç olarak uzun süre sistemde kalan, daha fazla prim öde­yen kesim, beklediği karşılığı........

© Dünya