Korumacılık çağında Türkiye dış ticareti
Küresel ekonomi son 7 yıllık dönemde iki büyük kırılma yaşadı. İlki pandemiyle bozulan tedarik zincirleri, ikincisi ise artan jeopolitik gerilimlerin ticareti yeniden şekillendirmesi.
Bu iki gelişmenin ortak sonucu, serbest ticaret idealinden uzaklaşılması ve “stratejik korumacılık” olarak adlandırılan yeni bir döneme girilmesi oldu. ABD’de yeniden güçlenen korumacı söylem, Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri ve Çin’in teknoloji merkezli devlet destekleri küresel rekabeti daha sert, daha seçici ve daha siyasi hale getirdi. Gelinen noktada milli devletlerin sınırlarının daha belirginleştiği bir anlayış güçlenmeye başladı.
Küresel Korumacılığın Yeni Yüzü
Bugünün korumacılığı klasik gümrük vergilerinden ibaret değil. Artık teknik standartlar, çevresel kriterler, yerli üretim teşvikleri ve kamu alım politikaları üzerinden yürüyen çok katmanlı bir koruma mekanizması söz konusu. ABD’nin kritik sektörlerde üretimi ülke içine çekme çabası, AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve teknoloji ihracatına getirilen kısıtlamalar bunun somut örnekleri. Bu gelişmeler, küresel ticaretin kurallara dayalı ve öngörülebilir yapısını zayıflatırken, ülkeleri stratejik sektörlerini daha yakından korumaya yönlendiriyor.
ABD Başkanı Trump’ın bazen gün aşırı yeni bir vergi önlemi aldığını veya aldığı önlemi bir nebze gevşettiğini izleyebiliyoruz. FED üzerinde........
