Henüz orada değilim
Mekan olarak değil, mental olarak! “Henüz orada değilim” demek, insanın kendine kurduğu en dürüst cümlelerden biridir bence. Bu cümlede ne aşağılık kompleksi var ne de teslimiyet; aksine bir yön duygusu, bir hedef ve sabır gizli. Hayranlık duyduğun birinin karşısında bunu içinden geçirmek, seni küçültmez; büyütür. Çünkü “orada olmak” zaman, emek ve zihinsel dayanıklılık gerektirir. Aradaki mesafe can yakıcıdır ama öğreticidir. İşte tam da o mesafe, insanın öğrenme iştahını diri tutandır. “Henüz”, insan zihninin kendine koyduğu doğal bir gelişim eşiğidir.
Hatırlayın, yapay zekâ furyası öncesi, “doğal” zekâya duyulan hayranlık etkileyiciydi çünkü nadirdi ve bu yüzden değerliydi. Bir öğretmen, bir usta, bir yatırımcı ya da bir düşünür. Onların yanına yaklaşmak bile ayrıcalık sayılırdı. Sorular dikkatle seçilir, cevaplar sindirilerek dinlenirdi. Bazen tek bir cümle, aylarca zihinde taşınır; kararları, hatta hayat yönünü etkilerdi. Hayranlık, insanın kendini aşma arzusunu canlı tutan bir duyguydu. “Ben de böyle düşünebilir miyim?” sorusu, içsel bir gerilim yaratırdı ve gelişim tam da bu gerilimden beslenirdi.
Bugün ise bu deneyim cebimize sığdı. Bir yapay zekâ aracı, hayran olduğumuz pek çok zihnin toplamından daha hızlı, daha kapsamlı ve çoğu zaman daha ikna edici cevaplar sunabiliyor. Üstelik beklemeden, utanmadan, tekrar tekrar. Bilgi “demokratikleşti, uzmanlığa erişim kolaylaştı” gibi görünse de sadece merakın önündeki engeller kalktı. Tam da bu noktada, gözden kaçan bir dönüşüm yaşanıyor: “Henüz” vakti gelmemiş bilgi ve tecrübeye hızla erişmek, bireyin içsel gelişim ritmini bozuyor.
Çünkü gelişim, yalnızca sonuca ulaşmak değildir. Gelişim, o sonuca giden yolda zihnin yaşadığı dönüşümdür. Yapay zekâ, henüz oluşmamış zihinsel altyapının üzerine olgun sonuçlar yerleştirir. Bu durum, bireyde deneyimsel bir uyumsuzluk yaratır. Doğru........
