Korku pazarlamasında son nokta “Yılın 250 günü tarıma iş yok”
Tarım Örgütü FAO ve Dünya Meteoroloji Örgütü WMO’nın “Aşırı Sıcaklık ve Tarım” başlıklı raporuna göre “sıcak hava dalgaları daha sık, yoğun ve uzun süreli hale geldi. Bu durum ekinlere, hayvanlara, balıkçılığa ve ormanlara zarar veriyor. Aşırı sıcaklar küresel gıda arzını tehdit ediyor.
Güney Asya, Sahra Altı Afrika ve Orta Amerika’nın bazı bölgelerinde yılın 250 günü dışarıda çalışmak sağlık açısından imkânsız olacak.” Çözüm, çiftçilerin planlama yapmasına yardımcı olacak erken uyarı sistemleri.” Raporun iklim riskini dramatize ederken, veri odaklı çözümleri belirgin hale getirmesi, risklerin nasıl anlatıldığını ve hangi ekonomik davranışları tetiklediğini sorgulamamıza neden oluyor.
Tarımda veri imtiyazı dönemi mi başlıyor
Açıklama küresel ölçekte geniş yankı buldu, bazı çiftçiler hızlı çözüm arayışına girip hızlı satın almalar gerçekleştirdi. Devletler yeni destek alanı olarak erken uyarı sistemlerini düşünmeye başladılar. Benzer güçlü risk anlatıları, çiftçilerin ve kamu otoritelerinin çözüm olarak önerilen sistemlere yönelmesini hızlandırabiliyor. Tarih boyunca tarım hava koşullarına bağlıydı ancak bugün hava kadar, o havayı yorumlayan sistemlere bağımlı hale geliyor. Verisini yönetmeyen derdini yönetir hale geliyor.
Korku iletişimi ile değiştirilen tarım sistemleri
Mevzu rapordaki bilgilerden çok raporun topluma aktarılırken tercih edilen “yüksek risk vurgusuna dayalı iletişim dili.” Rapor yalnızca bir bilimsel uyarı değil, aynı zamanda ekonomik davranış üreten bir iletişim biçimi. “Sıcaklık riski, 250 gün çalışılamaz, çözüm arayışı, erken uyarı sistemleri, sigorta, veri ekonomisi” şeklindeki riskten pazara geçiş zinciri, tüm paydaşlara hızlı davranış........
