menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Korku pazarlamasında son nokta “Yılın 250 günü tarıma iş yok”

5 0
wednesday

Tarım Örgütü FAO ve Dünya Meteoroloji Örgütü WMO’nın “Aşırı Sıcaklık ve Ta­rım” başlıklı raporuna göre “sıcak hava dalgaları daha sık, yoğun ve uzun süreli hale geldi. Bu durum ekinlere, hayvanlara, balıkçılığa ve ormanlara zarar veriyor. Aşırı sıcaklar küresel gıda arzını teh­dit ediyor.

Güney Asya, Sahra Al­tı Afrika ve Orta Amerika’nın ba­zı bölgelerinde yılın 250 günü dı­şarıda çalışmak sağlık açısından imkânsız olacak.” Çözüm, çiftçile­rin planlama yapmasına yardım­cı olacak erken uyarı sistemleri.” Raporun iklim riskini dramati­ze ederken, veri odaklı çözümleri belirgin hale getirmesi, risklerin nasıl anlatıldığını ve hangi ekono­mik davranışları tetiklediğini sor­gulamamıza neden oluyor.

Tarımda veri imtiyazı dönemi mi başlıyor

Açıklama küresel ölçekte ge­niş yankı buldu, bazı çiftçiler hız­lı çözüm arayışına girip hızlı sa­tın almalar gerçekleştirdi. Devlet­ler yeni destek alanı olarak erken uyarı sistemlerini düşünmeye başladılar. Benzer güçlü risk anla­tıları, çiftçilerin ve kamu otorite­lerinin çözüm olarak önerilen sis­temlere yönelmesini hızlandıra­biliyor. Tarih boyunca tarım hava koşullarına bağlıydı ancak bugün hava kadar, o havayı yorumlayan sistemlere bağımlı hale geliyor. Verisini yönetmeyen derdini yö­netir hale geliyor.

Korku iletişimi ile değiştirilen tarım sistemleri

Mevzu rapordaki bilgilerden çok raporun topluma aktarılırken tercih edilen “yüksek risk vurgu­suna dayalı iletişim dili.” Rapor yalnızca bir bilim­sel uyarı değil, aynı za­manda ekonomik davra­nış üreten bir iletişim bi­çimi. “Sıcaklık riski, 250 gün çalışılamaz, çözüm arayışı, erken uyarı sis­temleri, sigorta, veri eko­nomisi” şeklindeki risk­ten pazara geçiş zinciri, tüm paydaşlara hızlı davranış de­ğişikliği yapılması mesajını hatır­latıyor.

FAO’nun “Erken Uyarı Çağrısı” tarımsal görüntüleme sistemlerini satmak için mi?

Rapordaki kıtlık, yıkım detay­ları, FAO’nun “2025/26 sezonu küresel tahıl üretimi yüzde 5,8 ar­tışla 3 milyar 36 milyon ton ger­çekleşerek rekor kırdı” açıklama­sını hatırlatıyor. Tahıl stokları ha­la çok yüksek. Küresel üretimin görece güçlü olduğu bir dönemde, kıtlık anlatısı tarım ekonomistle­rini düşündürüyor, arkasında baş­ka bir neden olabilir mi?

Tarım teknoloji yatırımları düşüyor mu?

FAO’nun dramatik risk anlatı­sı biçimi, erken uyarı sistemleri gibi teknolojilere talep yönlendi­rici bir etki yaratıyor olabilir mi? McKinsey’e göre erken uyarı sis­temleri de dâhil olmak üzere ta­rım teknoloji pazarı yatırımları 2021’de yüzde 60, 2023’de yüzde 30 azaldı. PitchBook’a göre küre­sel tarım teknolojisi girişim ser­mayesi fonlaması 2025 ilk çeyre­ğinde yüzde 25 düşerek, 1,6 milyar dolara geriledi. Nedeni girişimle­rin ölçeklendirilememesi, potan­siyel faydadaki belirsizlikler.” Ya­tırımların geri çekildiği bir alan­da, anlatının güçlenmesi tesadüf olabilir mi?

Son sekiz hasatın üzerinden onlarca hasat geçti

Geçtiğimiz yıllarda GRO Intel­ligence CEO’su Sara Menker’in “dünyada 10 haftalık tüketime ye­tecek kadar buğday stoğu kaldı, son sekiz hasat” uyarısı da dünya çapın­da toplumlarda korku yaratmıştı. Açıklamanın üzerinden yıllar geç­ti, hasat hala devam ediyor. Tarım­da korku temelli paylaşımlar borsa spekülasyonlarını hatırlatıyor.

Aşırı sıcaklıklar risk çarpanı

FAO Genel Direktörü QU Don­gyu’ya göre “aşırı sıcaklık gerçek bir risk çarpanı. 1 milyardan fazla insanın geçim kaynakları ve sağlı­ğı tehdit altında” Rapora göre, sı­caklıktaki her bir derece artış mı­sır, pirinç, soya ve buğdayda ve­rimi yüzde 6 düşürüyor. Çiftlik hayvanları yüksek sıcaklığa maruz kaldıkça süt ve et verimi düşüyor.”

Aşırı sıcaklar küresel tarım ve gıda sistemlerini uçurumun eşiğine getiriyor

FAO İklim Değişikliği Ofisi Baş­kanı Kaveh Zahedi’nin “aşırı sı­caklar çiftçilerin, balıkçıların ve ormancıların ne zaman ne yetiş­tirebileceklerini, ne zaman çalı­şabileceklerini yeniden belirliyor. Fas’ın tahıl verimindeki yaşanan yüzde 40’lık düşüş, Brezilya’daki soya fasulyesinde yüzde 20 düşüş ve zeytin ve narenciyedeki kayıp­lara yönelik anekdotları iklimin hala tarımın temel algoritması ol­duğunu açıkça ortaya koyuyor.

Çiftçilere “veri kraldır” zorbalığı

Raporda tüm paydaşların ısrar­la tekrarladığı “risk yönetimi için erken uyarı sistemi çağrısı. Gıda sistemlerinin “veri hegemonyası­na yönelik tehdidini ortaya koyu­yor olabilir mi? Tarım Geçtiğimiz günlerde IPES Food’un dikkat çektiği “tarım sistemleri veriler vasıtasıyla teknoloji şirketlerinin algoritmalarına göre şekilleniyor. Tarım algoritmaların iştahına gö­re planlanıyor” uyarısını akıllara getirdi.

Tarım algoritmaların işgali altında

Velhasıl, tüm uzman görüşleri­nin odağında “sigorta ve veri yö­netimi var.” Tarım artık üretim değil veri üzerinden yönetilen bir sisteme evriliyor. Kontrol çiftçi­den verinin sahibine geçiyor. Çift­çi kendi arazisinde ve çiftliğinde verinin franchise aktörüne dönü­şüyor. Sorular çok cevaplar zor. Sorun sadece iklimde değil, o ik­limin kim tarafından, nasıl yo­rumlandığında. Platformlar veri­yi işleyen ve yöneten güç haline geliyor. Kararlar tarlada değil, al­goritmanın merkezinde alınıyor. Ve bazen de iyi niyetli görünen açıklamalar gerçeği değil algıyı yönetiyor.


© Dünya