menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRKONFED Başkanı Sönmez: Tek pazara, tek tedarikçiye bağımlılık artık stratejik risk

17 0
13.04.2026

Orta Doğu’da tırmanan savaşın enerji, lojistik ve belirsizlik kanallarıyla kıskaca aldığı Türk sanayicisi için ‘stratejik çeşitlilik’ uyarısı geldi. Tek pazar ve tek tedarikçiye bağımlılığın artık taşınamaz bir risk olduğunu vurgulayan TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, finansman krizini aşmak için KGF limitlerinin genişletilmesi, Eximbank kaynaklarının KOBİ’lere açılması ve kredi sınırlarının sektörel farklara göre kalibre edilmesini içeren 3 maddelik ‹kurtuluş reçetesi’ni

Küresel tedarik zincirle­rinin yeniden kırıldı­ğı, “güvenlik ekonomi­si” kavramının kâr marjlarının önüne geçtiği zorlu bir dönem­den geçiyoruz. Orta Doğu’da tır­manan gerilim, enerji maliyet­lerindeki öngörülemezlik ve fi­nansmana erişim bariyerleri, Türk sanayicisini tarihin en kri­tik virajlarından birine getirdi. Tam da bu noktada, Türkiye eko­nomisinin “röntgenini çeken” en güçlü yapılardan biri TÜRKON­FED’den gelen “nefesimiz dara­lıyor” sesleri çok önemli. Çatısı altında 31 federasyon, 340 üye dernek ve 100 bini aşkın şirke­ti buluşturan; Türkiye’nin enerji dışı dış ticaretinin ’ünü, ta­rım ve kamu dışı kayıtlı istihda­mının ise U’ini sırtlayan Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Ku­rulu Başkanı Süleyman Sönmez ile gerçekleştirdiğimiz bu söyle­şi, sanayicinin sadece bugünkü nakit sıkışıklığını değil, gelece­ğin dünyasında nasıl ayakta ka­lacağına dair stratejik bir rehber niteliğinde. Sönmez, değişen dünya düzeninde artık verim­lilikten daha önemli bir şeyin altını çiziyor ve sanayiciyi uya­rıyor: Çeşitlilik. Çünkü bugü­nün jeopolitik ikliminde, “Tek pazara ve tek tedarikçiye ba­ğımlılık artık stratejik bir risk.” Süleyman Sönmez, DÜNYA’nın savaşın sektörlere etkisi ve sa­nayiciye önerileriyle ilgili soru­larını yanıtladı.

SAVAŞIN ÜÇLÜ KISKACI; ENERJİ, LOJİSTİK VE BE­LİRSİZLİK: 28 Şubat’ta başla­yan savaş, sanayicimizi direkt olarak üç kanaldan vurdu: Ener­ji, lojistik ve sipariş belirsizliği. Savaş öncesi 70 dolar bandında olan Brent petrol 120 dolara yak­laştı, şu an 100 dolar civarında seyrediyor. Türkiye, petrolünün ’ini, doğal gazının büyük bö­lümünü ithal eden bir ülke; bu fiyat şoku enerji faturasını aylık bazda @-50 artırdı. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar kon­teyner navlun bedellerini yuka­rı çekti, sigorta primleri üç ka­tına çıktı. Sanayicimiz aynı an­da hem maliyet baskısı hem de sipariş ertelemesiyle karşı kar­şıya. Bu ortamda firmalarımıza tavsiyemiz; nakit yönetimini sı­kılaştırmaları, stok politikaları­nı gözden geçirmeleri ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmeleri. Tek pazara, tek tedarikçiye ba­ğımlılık artık stratejik bir risk.

"GÜVENLİ LİMAN" İDDİ­ASINDA PARADOKS: Para­doks şu ki, savaş ortamı Türki­ye’nin güvenli liman iddiasını hem zayıflatıyor hem güçlendi­riyor. Zayıflatan taraf; komşu­muzda savaş var, enerji bağımlı­lığımız yüksek, enflasyonumuz hâlâ 1 civarında. Bu tabloda yabancı yatırımcının risk algısı doğal olarak yükseliyor. Güçlen­diren taraf ise daha yapısal. Kör­fez ülkelerinde rafineri kapasi­tesinin 0-40’ı hasar gördü, İran ve Irak’taki üretim altyapı­ları çöktü. Küresel tedarik zin­cirleri yakından tedarik (near­shoring) ve dost-müttefik ülke­lerden tedarik (friendshoring) arayışını hızlandırdı. Türkiye, NATO üyesi, Avrupa’ya yakın, genç iş gücüne sahip ve güçlü bir sanayi altyapısı olan bir ülke olarak bu yeniden yapılanmada kritik bir konumda. Ama bunu fırsata çevirebilmemizin ön ko­şulu,........

© Dünya