Liderliğin asıl sınavı: Hâlden anlamak
İş dünyasında liderlik üzerine sayısız kitap yazılıyor, konferanslar düzenleniyor, stratejiler tartışılıyor. Büyüme planları, yeni pazarlar, dönüşüm projeleri… Ancak bütün bu kavramların arasında çoğu zaman en temel mesele geri planda kalıyor: İnsan.
Şirketlerin kaderini çoğu zaman stratejilerin yanı sıra insanların birbirini ne kadar anlayabildiği belirliyor. Perakende dünyasında çalışan yöneticiler bunu iyi bilir: Bir mağazanın satışını bazen kampanyalar değil, çalışanla müşteri arasında kurulan birkaç saniyelik temas değiştirir. Aynı şey şirketler için de geçerli. Bir organizasyonun gücünü iş modelinin ötesinde liderin insanlara nasıl baktığı belirler.
Mert Karaibrahimoğlu’nun kaleme aldığı “Hâlden Anlayan Lider” kitabı tam da bu noktadan yola çıkıyor. Perakendenin farklı aşamalarında çırak, kalfa, usta ve lider olarak geçirdiği yıllardan süzülen bir yaklaşımı anlatıyor ve “Liderlik bazen en çok insanın hâlini anlayabilme becerisidir” diyor. Karaibrahimoğlu’na göre bu beceri, basit bir yönetim tekniğinin ötesinde şirket kültürünü şekillendiren, çalışanların gelişimini hızlandıran ve organizasyonun geleceğini etkileyen güçlü bir yaklaşım.
Farklı alanlarda çalışan Karaibrahimoğlu kendi ifadesiyle yıllar içinde su, otobüs bileti, pizza, televizyon, çorap, sütyen gibi birbirinden çok farklı kategorilerde ürün satmış. Ama bir noktada önemli bir gerçeği fark etmiş: Başarıyı belirleyen şey ne sattığınızdan çok insanlarla kurduğunuz ilişkiye dayanıyor. Bu, zamanla bir liderlik yaklaşımına dönüşmüş: Hâlden anlayan liderlik. Karaibrahimoğlu’na göre bir liderin insana bakış açısı, bütün organizasyonun kaderini değiştirebiliyor.
Değişen liderlik anlayışı
Kitapta dikkat çeken bölümlerden birinde, yazar geçmişte birlikte çalıştığı bir iş insanının liderlik anlayışını anlatıyor. Ona göre eski dönemlerde çalışanlardan beklenen şey, şirketin düzenine uyum sağlamalarıydı. Kurumların yerleşik alışkanlıklarına ve çalışma biçimlerine uyum göstermek iş hayatının temel kurallarından biri kabul edilirdi. Bugün ise tablo tersine dönmüş durumda. Artık kurumların çalışanların halini anlamaya çalışması, onları dinleyerek yönlendirmesi gerekiyor. Değişen iş dünyasında insanları yönetmenin ve organizasyonları sürdürülebilir kılmanın yolu da buradan geçiyor.
Bu değerlendirme aslında değişen iş dünyasının da özeti. Artık çalışanların beklentileri, çalışma biçimleri ve motivasyon kaynakları hızla değişiyor. Karaibrahimoğlu da bu nedenle tersine mentörlükten söz ediyor; genç çalışanları dinlemenin ve onlardan öğrenmenin önemini anlatıyor. Hatta farklı kuşaklardan çalışanlarla düzenli olarak bir araya gelerek onların gözünden müşteriyi ve çalışan deneyimini anlamaya çalıştığını söylüyor.
Karaibrahimoğlu kitabı, 30 yıllık hayat arkadaşı Pınar Karaibrahimoğlu’nun anısına ithaf ediyor. Daha da önemlisi, kitabın tüm geliri meme kanserinde erken tanı farkındalığını artırmak amacıyla Memeder Meme Sağlığı Derneği’ne bağışlanıyor. Karaibrahimoğlu “Eğer bu motivasyon olmasaydı belki de bu kitap yıllarca ‘bir gün yazılacak’ bir fikir olarak kalacaktı” diyor.
“Hâlden Anlayan Lider” yalnızca bir yönetim kitabı değil. Aynı zamanda liderliğin özünde insan hikâyelerinin olduğunu hatırlatan bir çalışma. Karaibrahimoğlu’nun yaklaşımını özetleyen belki de en önemli fikir şu: Bir lider organizasyonda her zaman aynı rolde kalmaz. Bazen çırak, bazen kalfa, bazen usta, bazen de liderdir. Önemli olan ise hiçbir aşamada “ben oldum” dememek ve öğrenmeye devam edebilmek. Bugünün hızla değişen dünyasında belki de liderliğin en zor tarafı tam da bu: Egoyu bir kenara bırakıp gerçekten dinleyebilmek.
Hâlden anlayan lider olmak için
Kitabın sonunda bu yaklaşım somut önerilerle anlatılıyor. Bunlardan bazıları şöyle:
● Dinleyin. Size bağlı liderlere ve kritik gördüğünüz çalışanlara zaman ayırın. Haftalık zamanınızın bir bölümünü bire bir görüşmelere ayırın.
● Uzmanlığa alan açın. Her sorunun cevabını bilmek zorunda değilsiniz. Ekibinizin uzmanlığını kullanın.
● Yankı odalarından çıkın. Çalışanların gerçekten ne düşündüğünü anlamak için “koridora kulak verin.”
● Söylenmeyeni anlamaya çalışın. İyi bir lider sadece konuşulanı değil konuşulmayanı da duyar.
● Hataları öğrenme fırsatı olarak görün. Tekrarlanmaması şartıyla hatalara tolerans gösterin ve ekiplerin arkasında durun.
● Gücü paylaşın. Karşılıklı saygı ortamında yetki devretmeyi öğrenin.
● Ben yerine biz deyin. Kurumsal kültürü bireysel başarılar değil, ortak akıl güçlendirir.
● İnsanların yapamadıklarına değil, yapabildiklerine odaklanın.
Bugün birçok lider pozisyonunun gücüne odaklanırken Karaibra-himoğlu farklı bir yol öneriyor: İnsanı anlamaya çalışan bir liderlik. Belki de geleceğin en güçlü şirketlerini kuracak olanlar, tam da bu yaklaşımı benimseyen liderler olacak.
