Merkez faiz artırmasa da olur mu?
Mart ayı başında ABD-İran savaşının başlamasıyla TCMB hızlı bir tepki vermiş ve politika faizini değiştirmese de TL likidite koşullarını sıkılaştırarak bankalararası piyasada faizi 3 puan artışla @’a yükseltmişti.
Sonrasında 12 Mart tarihli PPK toplantısı geldiğinde, savaşın ne kadar süreceği ve ekonomik etkilerinin ne olacağına ilişkin belirsizlik hâlen yüksekti. Bu nedenle TCMB, işlerin hızlı düzelebileceği ihtimalini dikkate alarak politika faizini 7 seviyesinde sabit tutmuş, buna karşılık TL likiditesini sıkı tutarak duruşunu korumuştur.
Geldiğimiz noktada, Hürmüz konusunda çok kısa vadede bir çözüm ihtimali zayıflamış görünüyor. Süreç uzadıkça ekonomi üzerindeki, özellikle de enflasyon üzerindeki etkiler daha belirgin hale geliyor.
Enflasyonda kalıcı yükseliş
Enerji fiyatlarındaki artış gibi maliyet şoklarının enflasyon üzerindeki kalıcılığı, büyük ölçüde merkez bankalarının kredibilitesine bağlıdır. Enflasyonla mücadelede güçlü bir geçmişe sahip merkez bankaları bu tür dönemleri daha sınırlı politika tepkileriyle yönetebilir. Ancak enflasyon beklentileri bozuluyorsa, maliyet şoklarının enflasyon üzerindeki etkisi daha kalıcı hale gelir. ABD buna örnek olarak gösterilebilir.
Mart ayında ABD’de TÜFE enflasyonu %2.4’ten %3.4’e yükselmiştir. Atlanta Fed’in TÜFE anlık tahminine (Nowcast) göre Nisan ayında da %3.6 seviyesine çıkması beklenmektedir. Buna rağmen enflasyon beklentilerinde belirgin bir bozulma gözlenmemektedir.........
