menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye toprak kazanabilir mi?

46 4
24.01.2026

“Haritalar cetvelle çizilir ama tarih, cetveli çoğu zaman kırar.”

Bu cümle, 21. yüzyıl devletler umumi hukuku düzenini anla­mak için iyi bir başlangıçtır. Zira bugün devletlerin kaderini be­lirleyen şey, yalnızca fiilî askerî güç değil; hukuk, diplomasi, nü­fuz alanları ve meşruiyet oldu.

Son dönemde kamuoyunda ve bendenizin fikriyatında filizle­nen “Türkiye toprak kazanabilir mi?” sorusu, yüzeyde maksima­list bir hayal gibi dursa da aslın­da çok daha sofistike bir tartış­mayı zorunlu kılıyor. Toprak kazanmak nedir, aslında bir tür nüfuz inşa etmek mi?

1945 Birleşmiş Milletler sis­temi, toprak kazanımını açık bi­çimde yasaklar. BM Şartı’nın il­gili maddesi, güç kullanarak sınır değişikliğini hukuken hükümsüz sayar. Bu nedenle klasik anlam­da “ilhak”, 21. yüzyılda neredeyse imkansızdır. Kırım örneği bunun en güncel istisnası gibi sunulsa da, Rusya’nın bu hamlesi küresel sistemde ağır yaptırımlarla kar­şılık bulmuştur.

Ancak uluslararası hukuk yal­nızca yasaklar manzumesi de­ğildir; boşluklar ve gri alanlar da içerir. İşte bu noktada federas­yonlar, konfederasyonlar, vesa­yet rejimleri ve fiilî otonom ya­pılar devreye girer.

ABD, bugün 50 eyaletli bir fede­rasyon olarak varlığını sürdürü­yor. Ancak bu yapı, 18. ve 19. yüz­yıllarda........

© Dünya