menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tahkim bu coğrafyanın hafızasında var

13 0
25.04.2026

Türkiye’de tahkimin gelişim hikâyesi anlatılırken çoğu zaman 1999 anayasa değişikliği başlangıç noktası olarak alınır. Ancak tahkim bize yabancı bir kavram değil. Biz kendi tarihimizde var olan bir hukuki refleksi modern dünyanın diliyle yeniden tanımlıyoruz. Türkiye’nin genç hukuk nüfusu doğru yönlendirilirse ülkeyi küresel tahkim liginde üst sıralara taşıyabilir.

Türkiye bugün hukuk alanında nicelik açısından dikkat çeki­ci ama nitelik açısından kendisine yeni bir yön tayin etmek zorunda olan ülkelerden biri. 2026 itibarıy­la dünyada en fazla hukuk fakülte­sine sahip ülkeler arasında yer alı­yoruz. YÖK verilerine göre aktif hukuk fakültesi sayısı 90’ın üzerin­de. Her yıl binlerce yeni mezun sis­teme giriyor. Aynı dönemde Tür­kiye’nin dış ticaret hacmi de tarih­sel ölçekte büyüdü.

TÜİK verileri ihracatın son yirmi yılda yaklaşık sekiz kat arttığını gösteriyor. Türk müteahhitleri Afrika’dan Orta As­ya’ya, Balkanlar’dan Körfez’e ka­dar çok geniş bir coğrafyada proje yürütüyor. Savunma sanayii, ener­ji, finans, teknoloji, lojistik ve spor ekonomisi gibi alanlarda çok daha karmaşık sözleşmeler kuruluyor. Bu tablo doğal olarak daha sofistike uyuşmazlık çözüm mekanizmala­rını zorunlu hale getiriyor. Tahkim artık yalnızca büyük holdinglerin tercih ettiği teknik bir alan değil, Türkiye’nin büyüyen ekonomik kapasitesinin doğal bir ihtiyacı.

Türkiye’de tahkimin hikâyesi 1999’da başlamadı

Türkiye’de tahkimin gelişim hikâyesi anlatılırken çoğu zaman 1999 anayasa değişikliği başlangıç noktası olarak alınır. Gerçekten de kamu hizmet imtiyaz sözleşmele­rinde uluslararası tahkimin önü­nün açılması önemliydi. Ardından 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu yürürlüğe girdi. Avrupa Birliği reform süreci, yabancı ser­maye girişini hızlandırma hedefi ve yatırım hukukundaki dönüşüm bu süreci destekledi. Daha sonra İstanbul Tahkim Merkezi’nin ku­rulması Türkiye adına önemli bir kurumsal eşikti.

Ancak hikâyeyi sadece bu dö­nemle sınırlamak büyük bir tarih okuma hatası olur. Tahkimi........

© Dünya