Coğrafya kaderse Türkiye yine de şanslı
Orta Doğu son 50 yılın en sert jeopolitik sarsıntılarını yaşıyor. İran ile İsrail ve Amerika arasındaki savaş her şeyi değiştirdi. 2. Dünya Savaşı’ndan bugüne en çok ülkenin bir şekilde çatışmanın tarafı olduğu bir savaş haline geldi. Suriye’de 14 yıllık bir iş savaş bitti, yeni yeni istikrar oluşuyor. Irak hâlâ kırılgan bir siyasi düzen içinde ayakta durmaya çalışıyor. Kafkasya’da ise Azerbaycan’ın Karabağ’ı yeniden kontrol altına almasıyla bölgesel dengeler değişti. Washington’da şekillenen yeni siyasi atmosfer ve Trump yönetiminin bölgede yeni ittifak arayışları ise bu hareketliliği hızlandırıyor.
Bu geniş jeopolitik tablonun ortasında Türkiye var. Haritaya bakıldığında Türkiye’nin bulunduğu yer başlı başına bir stratejik merkez. Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’in kesiştiği noktada duran bir ülke. Enerji hatları, ticaret yolları ve güvenlik dengeleri bu coğrafyada kesişiyor. Küresel ticaretin yaklaşık üçte birinin geçtiği enerji ve lojistik hatlarının önemli bir bölümü Türkiye’nin çevresinde şekilleniyor. Bu yüzden Türkiye’nin kaderi büyük ölçüde coğrafyasından bağımsız düşünülemez.
Savaşın dışında, oyunun içinde…
Türkiye son yıllarda zor bir dengeyi korumayı başardı. Çevresinde savaşlar sürerken doğrudan çatışmanın parçası haline gelmedi. Buna rağmen bölgesel gelişmelerin dışında kalan bir ülke de olmadı. Çok yönlü ve boyutlu diplomasi bu noktada belirleyici oldu.
Türkiye NATO’nun önemli üyelerinden biri. Aynı zamanda Türk dünyasıyla güçlü bağlara sahip. İslam coğrafyasında da etkisi hissedilen bir ülke. Bu üç........
