menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel ticaret sisteminin geleceği ABD-Çin masasında

32 0
22.05.2026

Geçtiğimiz haftanın en kritik olayı, hiç şüphe­siz ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin zi­yareti ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yap­tığı görüşmeydi. Doğal olarak bu kritik görüşme, tüm dünya gündeminin merkezine oturdu. Aslın­da Washington ile Pekin arasındaki görüşmeler yalnızca iki ülkenin ticaret ilişkilerini değil; tarım ürünlerinden havacılığa, Tayvan’dan yarı iletken­lere, küresel enflasyondan tedarik zincirlerine ka­dar çok geniş bir alanı etkiledi.

Çin tarafı görüşmeleri verimli ama ön aşamada diye nitelendirdi. Büyük bir anlaşma imzalanmasa da, bence müzakere kanalları yeniden açıldı. Her ne kadar pozitif bir gelişme olarak yorumlasak da, mevcut durumdan ABD ile Çin arasındaki rekabe­tin sona erdiği anlamı çıkamaz. Zira önümüzdeki dönemde, iki taraf da bu rekabetin kontrolden çık­masını istemiyor. Tarım, havacılık ve tarifeler üze­rinden başlayan yumuşama, küresel piyasalar için umut verici. Ancak Tayvan, çipler ve enerji güven­liği gibi konular bu iyimserliği sınırlıyor.

ABD–Çin masasında sadece ticaret yok

ABD ve Çin, karşılıklı ve ürün bazlı tarife indi­rimlerini görüşmek üzere yeni ticaret ve yatırım kurulları oluşturma konusunda mutabık kaldı. Bu, kısa vadede bütün tarifelerin kalkacağı anlamına gelmiyor; ancak iki ülkenin ticaret savaşını yöne­tilebilir bir hatta çekmek istediğini gösteriyor.

Çin’in ABD’den soya fasulyesi, buğday ve sor­gum alımlarını yeniden başlatması haftanın en so­mut gelişmelerinden biri oldu. ABD’nin Çin’e ta­rım ihracatı 2025’te yüzde 65,7 düşmüştü; bu ne­denle tarım dosyası Washington açısından sadece ekonomik değil, iç politika açısından da önemli.........

© Dünya