menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Info Launcher

15 0
24.03.2026

Dubai’de konut endeksi serbest düşüşle çakılınca sosyal medyada influencer ko­nusu tekrar gündeme geldi. Savaşın ilk günle­rinde küresel Dubai PR’ı için harcanan bütçe, muhtemelen birçok ülkenin bütçe açığında önemli bir paya sahip olacak kadar büyüktü ki tüm hesaplarda neredeyse aynı cümleler ve videolar dönüyordu.

Dubai’den konut pazarlayan, ekonomi yo­rumu yapan influencers (?!) sorun yok dese de PetroDollar Sistemi bölge ülkeleri için bit­ti, Pax Americana bitti diyen Alman şansölye, 1990’da biten Lübnan Savaşı döneminde Bey­rut yerine bölgede Dubai’yi finans merkezi olarak seçen İngiltere’de bile manşetler artık güvenli bir liman olmadığı şeklinde.

Peki, nedir bu influencer? “Sosyal medyada aktif olan, insanların görüşlerini etkileyebilen veya onları belirli bir yaşam tarzını benimse­meye ya da belirli bir ürünü satın almaya ikna edebilen kişi.” (dictionary.cambridge.org)

Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır

Dijital içerik üreticilerine yönelik vergi ko­laylığı kapsamında “Sosyal medya içerik üre­ticileri, sponsorluk ve reklam geliri elde eden kişiler, mobil uygulama geliştiricileri” stopaj yoluyla %15 oranında basit vergilendirmeye ta­bii, ek vergi yükümlülüğü yok, defter tutma yü­kümlülüğü yok, yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmiyor, gerçek kişi olmalı ve gelir banka he­sabından geçmeli. Eğer bu esastan faydalanmı­yorsa gelir vergisi neredeyse 2 katına çıkıyor.

İstisna kazanç tutarı en son 5.3 milyon TL idi. İşbirliği veya reklam diye sosyal medya­daki içeriklerinde yazmak zorundalar, aldık­ları hediyeler de vergiye tabii. Tabii Dubai’de şirket kurup, örneğin buraya dair ekonomi yorumu yapar, fasa fiso yatırımı üzerine video ile sosyal medya platformlarından etkileşim geliri elde ederseniz bunların hiçbiri yok. Du­bai’de influencer popülaritesi ve nüfusu biraz da bundan kaynaklanıyor.

Kolajenli köşe yazısı bunlar

Günde üç kere farklı eyeliner sürüp, cildim ne kadar güzel parladı diyen kişi satın almaya ikna edebiliyor mu bilinmez, bu yüzden doğ­ru kullanımı aslında influencer yerine info la­uncher olmalı. Yani bilgiyi yayan, bilgiyi fır­latan. Bırakın etkilenmeye biz karar verelim. Köşe yazısı bile insanı o kadar etkilemeyebi­liyor. Bizlere influencer demiyorlar, info wri­ter, columnist ancak.

Gelelim işin bilimsel ve mevzuat tarafına. Kişisel yaşam koçluğundan, yogasından spri­tüaline, kolajeninden makyajına, yatırım tav­siyesinden takviye gıdasına, birçok konuda yapılan bu paylaşımların denetimi nasıl ve kim tarafından yapılıyor? Diyetisyenlik, spor okulu antrenörlük, psikoloji, saç bakımı ve güzellik hizmetleri, gastronomi gibi bölüm­ler veya SPL lisanslama niye var? Bu işleri uz­manları yapsın, anlatsın diye.

Peki, bu influncer denen hesaplarda bu gibi örneklerin paylaşımı yapıldığında bir kontro­lü var mı? Her amuda kalkma, gözaltı kremi, diyet önerisi insan sağlığını ilgilendirirken bunu her sosyal medya hesabı açan %15 vergi­sini ödeyerek yapabilir mi? Mesleki Yeterlilik Kurumunda belge zorunluluğu olan meslekler arasına alınmalı mı? Yoksa rimel paylaşımın­da zaten bakım ürünü ilgili kurumdan / bakan­lıktan onaysız satılamaz ki diyerek influencer TV reklamları gibi mi düşünülmeli? Eğer TV reklamı gibi düşünülecekse çoğu paylaşımlar­daki yorumlar da oradaki mevzuata uymuyor.

Tüketici haklarının yükseleni önemli

Merkür retrosu ve benzerleri bambaşka bir konu ayrıca irdelenmesi gereken. Enflasyon­da doğası gereği retro yok. Enerji ve arz enf­lasyonu dünyanın gündeminde tekrar. Dün­yada kahve çekirdeği fiyatları hızla düşerken fiyatı burada pek influence olmuşa benzemi­yor. Sanal ve tekno markette aynı marka ve model buzdolabı iki katı fiyat farkında olabi­liyor. Nasıl olur demeyin, serbest piyasa. “Al­ma kardeşim alma” kahve için geçerli olabilir de buzdolabı bozulduysa ne yapacak tüketici, tel dolaba mı dönsün?

Telefon paketi yenileme döneminde indi­rimli tarife ile iki katına çıkan fatura nedense internet hızında, paketinde, kalitede iki katı­na çıkamıyor. Sonra parasını ödediğin bir hiz­metin kullanmadığın kısmı niye sonraki aya devir edilemiyor? Bu devirde hala faksla abo­nelik iptalini şart koşanlar var. Soran olursa müşteri deneyimi, müşteri odaklılık var gibi çek selfiyi.

Kat Mülkiyeti Kanunu ile siteler yönetile­miyor. İşte ya(pı)sal reform önerileri.


© Dünya