menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Varlık Barışı: Geçmişi kayıt altına almanın ötesinde bir sermaye stratejisi

14 0
17.07.2026

Ekonomide ba­zı düzenlemeler vardır ki etkileri yal­nızca yayımlandıkları günle sınırlı kalmaz. İlk bakışta teknik bir vergi düzenlemesi gi­bi görünen bu adım­lar, doğru zamanda ve doğru bakış açısıy­la değerlendirildiğin­de bir ülkenin yatırım iklimini, finansal derinliğini ve hatta küresel sermaye ya­rışındaki konumunu değişti­rebilir.

Bugün yeniden gün­deme gelen Varlık Barışı da tam olarak böyle bir düzen­leme olma potansiyeli taşı­dığını düşünüyorum. Kimi­leri Varlık Barışı’lnı sadece kayıt dışı varlıkların siste­me kazandırılması olarak gö­rüyor, kimileri ise bunu be­lirli aralıklarla çıkarılan bir “vergi affı” olarak değerlen­diriyor.

Oysa küresel serma­ye hareketlerinin ulaştığı boyut, uluslararası vergi şef­faflığının geldiği nokta ve ül­keler arasındaki yatırım re­kabeti dikkate alındığında bu düzenlemeye çok daha geniş bir perspektiften bakmak ge­rekiyor. Bugün dünyanın en büyük ekonomileri yalnız­ca üretim yapmak için değil, sermayeyi kendi sınırları içi­ne çekebilmek için de yarışı­yor. Sermayenin milliyeti gi­derek önemini kaybederken finansal altyapı ve vergi po­litikaları yatırım kararları­nın temel belirleyicileri hâli­ne geliyor.

Tam da bu neden­le Varlık Barışı’nı yalnızca geçmişte elde edilmiş serve­tin kayıt altına alınması şek­linde okumak eksik kalacak­tır. Asıl mesele, bu düzenle­menin Türkiye’nin sermaye piyasalarını derinleştirecek, şirket bilançolarını güçlen­direcek ve finansal sistemin kaynak tabanını genişlete­cek bir kaldıraç olarak kulla­nılabilmesidir. Son yıllarda dünya ekonomisinin yaşadı­ğı gelişmeler bu ihtiyacı daha da görünür hâle getirdi. Jeo­politik riskler arttı, küresel faiz oranları uzun yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Buna paralel olarak serma­ye de güvenli liman arayışını hızlandırdı. Eskiden yalnız­ca vergi avantajı sunan ülke­ler ön plana çıkarken bugün güçlü bankacılık sistemi, et­kin düzenleyici kurumlar da en az vergi kadar önem taşı­yor.

Türkiye coğrafi avantajı, gelişmiş bankacılık sistemi, genç nüfusu ve bölgesel fi­nans merkezi olma hedefiyle bu yarışta önemli fırsatlara sahip. Ancak bu avantajların ekonomik değere dönüşebil­mesi için finansal sisteme duyulan güvenin artırılma­sı, kayıtlı ekonominin büyü­tülmesi ve sermayenin ülke içinde daha etkin kullanıla­bilmesi gerekiyor.

İşte Varlık Barışı’nın stratejik önemi tam da burada ortaya çıkıyor

Kayıt dışında bulunan var­lıkların, altınların, döviz­lerin, yurtdışında bulunan menkul kıymetlerin ya da di­ğer sermaye piyasası araçla­rının ekonomiye kazandırıl­ması yalnızca bireysel servet sahiplerinin değil, bankacı­lık sisteminin de bilançosu­nu güçlendirebilir. Finans sektörünün daha güçlü kay­nak yapısına kavuşması ise kredi kapasitesinin artma­sından sermaye piyasaları­nın derinleşmesine kadar geniş bir etki alanı oluştura­bilir.

Doğru........

© Dünya