Kerbela’dan Gazze’ye Şeyh Sait’ten Susa Camii Katliamı’na Müslümanca Şahitlik ve Kıyam Geleneği
Tarihi, sadece geçmişte yaşanmış olaylar ve kronolojik bir sıralama sanmak yanlıştır.
Tarih; hak ile batıl, adalet ile zulüm, iyilik ile kötülük, merhamet ile vahşetin süregelen mücadelesinin canlı bir hafızasıdır.
Mümin için ise tarih, bundan daha fazlasıdır.
Mümin için tarih; ders alınacak bir mekteb, ibret alınacak bir yaşanmışlık ve geleceği hakla inşa edecek sağlıklı bir rehberdir.
Kerbela’dan Gazze’ye, Şeyh Said kıyamından Susa Camii Katliamı’na kadar farklı zamanlar, farklı zeminler ve farklı coğrafyalarda her vahşet, her dram ve her katliam insanlığa ortak bir vicdan çağrısı yapmaktadır:
Zulme rıza gösterilmemeli, zalime meyledilmemelidir.
Çünkü Hud Süresi 113. ayetin beyanıyla zulme meyil, cehennem ateşine davetiyedir.
KERBELA HADİSESİ, İslam tarihinde adaleti talep etmenin ve haktan yana tavır almanın en büyük bedel ve acılarından biridir. Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) torunu Hz. Hüseyin’in adalet, hak, mücadele, izzet ve direnişin somut ve şanlı bir numunesidir.
O ve güzide ehl-i beyti kendilerine yapılan biat baskısını kabul etmezler. Kerbela çölünü izzet ve kıyamın sembolü yaparak ümmete ve insanlığa unutulmaz bir direniş mesajı bırakırlar.
Kerbela, yalnızca iki tarafın çatışması değildir.
Kerbela, adalet, emanet, izzet, cesaret ve ümmet ahlakının sınandığı bir milattır.
Cennet gençlerinin iki efendisinden biri olan Hz. Hüseyin’in şehadeti, Müslümanlara makamın değil hakkın yanında durmanın gerekliliğini öğretmiştir.
Kerbela, İslam ümmetin ortak acısı, kapanmaz yarası, nesillere şanlı bir kıyam öğretisi ve zulme karşı duruşun rol........
