HIRSIZ, HIRSIZDIR VELEV Kİ MAKAM SAHİBİ DE OLSA
Haramlar, günahlar, gayr-i meşru işler, haksızlık ve adaletsizlik kimden südur ederse etsin cürüm ve yanlışlık yönüyle değişmez.
Devlet adamı, bürokrat, başkan, müdür, hâkim veya âlim kirli bir ilişkinin, haram bir ağın ve günah bir amelin öznesiyse yaptığı işin adı farklılaşmaz, kötülük meşrulaşmaz, cezası hafiflemez veya hafiflememelidir.
“Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa ona müeyyide uygularım.” Diyen bir Peygamber gerçekliği ortadayken “Haspama yakışır.” ve “Kılıfını uydurmak” aldatması veya olumlaması kimseyi kurtarmaz. Dünyada paçayı sıyırsa da, şeytani gülüşle haramzadeliğine bir paye biçerse ahiretteki azaptan sıyıramayacak; çaldığı, çırptığı, iç ettiği, mağdur ettiği ve haksızlığa uğrattığı fitil fitil burnundan gelecek…
Bir toplum, ahlakı sadece mahremiyet sınırlarına hapseder ve kamu hakkını yemeyi, çar çur etmeyi "politik beceriklilik" saymaya başlarsa vay o toplumun haline!
Bugün siyasi ya da sivil fark etmez, güç ve kaynak yönetimi söz konusu olduğunda karşımıza çıkan tablo hiç de iç açıcı değildir. İslami ilkelerin en temel çerçevesi olan "kul hakkı, emanet ve güvenirlik" bilinci gözlerimizin önünde eriyip tükenmekte…
Kimin eli kimin cebinde, kimin tebessümü gerçek kimin gülücüğü sahte belli değil…
Her yeni güne uyandığımızda haram, günah, hırsızlık, haksızlık, kamu malına tebelleş ve ahlaksızlıkla ilgili duyduğumuz isimler, makamlar, adresler ve etkileşimler bizde hayret edilecek, şaşılacak ve inanılmayacak güç bırakmadı. Neredeyse herkes yapabilir,........
