Diriliş Mektebi ve Türkiye’de Eğitimin Krizi
“Okul” dediğimiz şey nedir?
Sadece sıralar, tahtalar ve sınav kağıtlarından ibaret bir mekan mı?
Yoksa insanı yeniden inşa eden bir “anlam atölyesi” mi?
Eğitim dediğimiz sürecin, bireyi sadece bilgiyle değil, iman, ahlak ve bilinçle ayağa kaldırma iddiasıdır.
Bu kavram, düşünce dünyamızda en güçlü yankısını Sezai Karakoç’un “diriliş” fikrinde bulur. Ona göre bir toplumun yeniden ayağa kalkması, ancak kendi inanç ve tarihsel kökleriyle bilinçli bir bağ kurmasıyla mümkündür. Eğitim ise bu bağın kurulduğu asli zemindir. Ancak Türkiye’de eğitim sistemi, bu bağı kurmak bir yana, çoğu zaman bireyi kendi tarihinden, değerlerinden ve anlam dünyasından koparan bir işlev görmektedir.
Diriliş mektebinin dayandığı temel, İslam’ın bilgi kaynaklarıdır. Kur’an-ı Kerim’de ilk inen ayetin “Oku!” olması tesadüf değildir. Ama bu okuma, sadece harfleri çözmek değil; varlığı anlamlandırmaktır.
“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 9)
“Allah, içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.” (Mücadele, 11)
Eğitim; Bilgi, İman ve Sorumluluk ister.
Bu modele göre eğitim, üç temel eksen üzerine kurulmalıdır: bilgi (ilim), hikmet ve ahlak. Bu üçlü yapıdan herhangi birinin eksikliği, eğitimi eksik ve işlevsiz hale getirir. Örneğin yalnızca........
