Devenin Kamburunu Görmeyenler!
Bir söz vardır: “Deve sırtındaki kamburunu görmez, karşısındakinin sırtındaki kambura bakarmış”
İnsanın kendi kusurunu, görmezden gelip başkasının yanlışlarını büyütmesi, kusurlarını araştırması ve hatta bunu başkalarına anlatmak için çaba göstermesi ne acı bir durumdur.
İnsan önce kendisine sormalı.
“Ben nerede hata yaptım?”
“Ben kimi kırdım, kimi incittim?”
“Başkasının hakkına girdim mi?”
Bu soruları kendisine sorabilen insan, başkasının kusurunu araştırmayı bırakır.
Çünkü insanın en zor gördüğü şey, çoğu zaman kendisidir.
Başkasının hatasını, ayıbını araştırmak; duyduğunu başkasına aktarmak, olmayan bir şeyi olmuş gibi anlatmak toplumda huzuru zehirleyen davranışlardır.
“Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.” (Hucurât, 49/12) buyurulur.
Ortada gerçekten var olan bir kusuru araştırıp yaymak gıybet ve dedikoduya, olmayan bir şeyi bir kimseye isnat etmek ise iftiraya dönüşür.
İkisinin de toplumsal bedeli ağırdır.
Bir söz, bir aileyi, bir dedikodu, bir dostluğu, bir iftira, bir insanın itibarını zedeleyebilir.
Üstelik söylenen söz unutulur; fakat açtığı yara yıllarca kapanmayabilir.
Bugün dedikodunun köşesi değişti. Dedikodu artık cebimizde. Akıllı telefonlarımızın ekranında…
İnsanlar kendi hayatlarından çok başkalarının hayatlarını takip ediyorlar.
Bir olay yaşanıyor, olayın gerçeği araştırılmadan herkes kendi yorumunu yapıyor.
Böylece bilgi ile dedikodu, gerçek ile söylenti, haber ile iftira birbirine karışıyor.
Ve maalesef bazen insanlar bir bilginin doğru olup olmadığını araştırmadan onu başkasına aktarmayı kendisine hak görüyor.
Sosyal medya kötü mü?
Amacım sosyal medyayı bütünüyle kötülemek değil. Ancak burada çok önemli bir ayrım var:
Bilgi paylaşmak başka, dedikodu yapmak başkadır.
Haksızlığa karşı çıkmak........
