menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu gidiş gidiş değil...

73 0
23.08.2026

Bazen durup kendimize bakmamız gerekiyor. Kalabalıkların içinde kaybolmadan, başkalarının kusurlarını saymadan, aynaya dönüp şu soruyu sormalıyız: Ben nereye gidiyorum? Hayatım beni Allah’a mı yaklaştırıyor, yoksa O’ndan uzaklaştıran bir yolun içinde mi yürütüyor?

Bunu söylerken yalnızca namazı, orucu kastetmiyorum. Bunlar elbette kulluğun temelidir. Fakat benim asıl sormak istediğim daha ağır bir soru: Yaşadığım bu hayatta Allah için ne yaptım? Allah için neyden vazgeçtim? Allah’ın kulları için hangi yükü omuzladım? Hangi haksızlık karşısında susmadım? Hangi nefsimi Allah rızası için geriye çektim?

Çünkü biz mahşer hesabını unuttuk. Dünyanın hesabını çok iyi yapıyoruz; kimin ne kazandığını, kimin ne kaybettiğini, kimin makam sahibi olduğunu, kimin önümüze geçtiğini biliyoruz. Fakat bir gün bütün hesapların biteceğini, herkesin kendi hesabıyla Allah’ın huzuruna çıkacağını unutuyoruz.

Kur’an’ın ikazı apaçık: “O gün insan, önceden gönderdiği ve geride bıraktığı şeyleri haber alır.” (Kıyâme, 13) O gün mazeretlerin değil, hakikatin konuşacağı gündür. İnsan kendi kitabıyla baş başa kalacaktır.

Bugün İslam âleminin hâline bakıyorum ve içim yanıyor. Camilerimiz var, fakat camilerimizin ruhu eksiliyor. Alimlerimiz var, fakat sözlerinin ağırlığı azalıyor. Vicdanlarımız var, fakat vicdanlarımızın sesi dünyanın gürültüsü altında boğuluyor. Sokaklarımız kalabalık, sofralarımız dolu, imkânlarımız çok; fakat merhametimiz, adaletimiz ve........

© Doğruhaber