BAYRAM ÖNCESİ GAZZE VE BİZLER
Gazze bir gün yeniden ayağa kalkacaktır; fakat korkarım ki, onu yalnız bırakanların vicdanı bir daha dirilemeyecektir.
Bayram yaklaşırken dünyanın birçok şehrinde vitrinler süsleniyor, sofralar hazırlanıyor, insanlar yeni kıyafetlerin ve kısa mutlulukların peşinde koşuyor. Fakat Gazze’de bayramın adı bile artık yetim çocukların sessiz ağlayışına karışmış durumda. Bombaların gölgesinde yaşayan insanlar, ekmek kuyruğunda ölümü bekliyor. Hastaneler ilaçsız, sokaklar susuz, anneler çaresiz, babalar yorgun. Günlerdir ekranlardan izlediğimiz yıkım, artık yalnızca bir savaş değil, insanlığın vicdanını kaybettiğinin açık bir ilanıdır.
Bayram öncesi tırnaklarını ve saçlarını kesmemeye dikkat edenler, Gazze’de parçalanan çocuk bedenlerini ve toprağa düşen masum canları da hatırlasın. Çünkü ibadet yalnızca şekille değil, vicdanla da anlam kazanır. İnsan kendi konforunu korurken mazlumların çığlığını unutuyorsa, yaptığı ritüeller ruhunu kurtarmaya yetmez.
Siyonist saldırıların acımasızlığı her geçen gün daha görünür hale gelirken, dünyanın büyük kurumları ise devekuşu gibi başını kuma gömüyor. Birleşmiş Milletler toplantılar düzenliyor, raporlar yayımlıyor, uzun cümleler kuruyor; fakat Gazze’de toprağa verilen çocukların sayısı artmaya devam ediyor. İnsanlık hukukundan söz eden devletler, çıkarları uğruna sessizliğe sığınıyor. Arap dünyasının önemli bir kısmı ise ticaretin, diplomasinin ve korkuların arasında kendi vicdanını kaybetmiş........
