BATI KAYBETTİĞİ SAVAŞI LEHİNE ÇEVİRMEYE ÇALIŞIYOR
“Bir imparatorluk, gücünü kaybettiğinde değil; yalanına inananlar tükendiğinde çöker.”
Batı bugün yalnızca Rusya karşısında yürüttüğü stratejik mücadelenin sonuçlarıyla değil, kendi inşa ettiği küresel hegemonyanın derin çelişkileriyle de yüzleşiyor. Ukrayna savaşı, askeri cephelerin ötesinde, dünya düzeninin kimin tarafından ve hangi bedellerle şekillendirileceğini belirleyen tarihsel bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda. Washington, kaybettiği stratejik inisiyatifi diplomatik manevralarla telafi etmeye çalışırken Avrupa, güvenlik şemsiyesi altında biriktirdiği bağımlılığın faturasını ödemeye hazırlanıyor.
ABD’nin temel amacı yalnızca Ukrayna’yı desteklemek değil; Rusya’nın jeopolitik hareket alanını sınırlamak, Avrupa üzerindeki nüfuzunu kırmak ve Çin karşısındaki küresel rekabetinde elini güçlendirmektir. Ancak savaşın uzaması, yaptırımların beklenen sonuçları vermemesi ve ekonomik maliyetlerin büyümesi, Batı’nın stratejik hesaplarını sorgulanır hale getiriyor. Ukrayna ise kendisine sunulan güvenlik vaatleriyle savaşın acı gerçekleri arasındaki uçurumda, büyük güç siyasetinin ağır bedelini taşıyor.
Avrupa Birliği’nin tedirginliği de buradan kaynaklanıyor. Enerji maliyetleri, sanayi rekabetindeki aşınma ve Washington’ın değişebilen öncelikleri, Avrupa’nın stratejik özerklik iddiasını ciddi biçimde sınamaktadır. Müttefiklik ilişkileri, çıkarlar çatıştığında ahlaki söylemlerden daha kırılgan hale gelebiliyor. Bugün........
