Aile ve Ahlâka Düşmanlık da Neyin Nesi?
Bir toplumu içten yıkma süreci nasıl işler?
İlk aşamada kelimeler ve ifade biçimi değişir. Hiçbir toplum bir sabah uyanıp "bugünden itibaren hayâsız olacağız" demez. Yozlaşma böyle ani çıkışlarla gerçekleşmez.
Utanç duyulması gereken şey önce "normal" ilan edilir. Sonra "özgürlük" olur. Sonra "cesaret" olur. Sonra da onu eleştiren kişi "gerici" damgası yer.
Aslında ilk aşama olan “bize ne” tavrının dayanağı zarar vermeme ilkesidir. “Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın” biçiminde dilin negatifine de düşen bu kayıtsızlıkla ilgili bakın bizzat batılılar ne diyor:
İsim de verelim ki, bazılarının içinde şüphe kalmasın, internetten te’yid etsinler. Amerikalı toplum profesörü Jonathan Haidt: “Her kültürde iffet/namus ahlâki bir temeldir. Burası aşındığında, toplumda "zarar vermiyorsa serbesttir" indirgemeciliği hâkim olur ve ahlaki dil fakirleşir.”
İkinci Aşama: Aile kurumu zayıflatılır. Bir memleketi yıkmanın en hızlı yolu, ailesini çözmektir. Çünkü aile, değerlerin nesilden nesile aktarıldığı tek sağlam kanaldır.
Yine İngiliz antropolog J. D. Unwin, yüz yıl önce 80 ilkel toplum ve 6 büyük medeniyeti incelediği araştırmasında, iffet, haya, namus gibi hassasiyetlerin zayıfladığı toplumlarda, kültürel enerji ve canlılığın bir ilâ üç nesil içinde belirgin biçimde düştüğünü fark etmiştir.
Harvard Sosyoloji Bölümü'nün kurucusu Pitirim Sorokin de ondan yirmi yıl........
