Değerleri Değersizleştir, Toplum Çöksün!
Günümüzde toplumsal huzuru, asayiş bültenlerinde ya da ekonomik göstergelerde arıyoruz. Ancak asıl fırtına, dört duvarın arasında, sessizce ve derinden koptu. Modern yaşamın "ilerleme" olarak sunduğu pek çok kavram, ne yazık ki aileyi ayakta tutan temel sütunları birer birer aşındırdı. Bugün okul bahçelerinde, sokaklarda veya dijital mecralarda karşımıza çıkan şiddet sarmalı, sadece "eğitimsizliğin" değil, bilakis yanlış kurgulanmış bir "modernlik" anlayışının ve medya eliyle meşrulaştırılan bir çürümenin meyvesidir.
Modern dünya, kadının değerini yalnızca "iş gücüne katılım" ve "ekonomik üretim" üzerinden ölçmeye başladı. Bu süreçte, bir nesli inşa eden annelik kimliği, yerini "kariyer basamaklarına" bıraktı. Evine, çocuklarına ve ailesine emek veren kadının emeği, "ev hanımlığı" adı altında küçümsenirken; bir patronun hedeflerine hizmet etmek "özgürleşme" olarak pazarlandı. Oysa aile, kadını sadece fiziksel varlığıyla değil, ruhu ve şefkatiyle ayakta tutan bir kaledir. Bu kalenin boşaltılması, çocukları modern dünyanın soğuk rüzgarlarına karşı savunmasız bıraktı. Çok çocuk sahibi olmanın bir "yük" veya "bilinçsizlik" olarak aşağılanması ise toplumun geleceğinden çalınan en büyük mirastır.
Bu değer kaybı, sadece sosyolojik bir değişim değil, medya aracılığıyla yürütülen sistemli bir suikasttır. Her akşam evlerimize konuk olan dizilerde,........
