Sosyal Konut ve Devletçilik
Bilindiği üzere Mustafa Kemal’in altı ilkesinden biri olan devletçilik, özünde özel sektörün gücünü aşan ya da kâr rasyonelliği olmayan alanlarda devletin imkânlarını kullanarak hizmet etme doktrinine dayanıyor.
İlk bakışta sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak haklı ve gerekli bir müdahale biçimidir. Ancak Türkiye’nin yakın siyasi ve ekonomik tarihinde, bu ilkenin uygulamada nasıl bir mecraya evirildiğini acı deneyimlerle gördük.
Bir dönemin Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT), ne yazık ki hak edenin değil, siyasi kadrolaşmanın ve oy hesaplarının merkezi hâline gelmiş; milletvekillerinin, bakanların veya üst düzey bürokratların yakınlarıyla doldurulan birer "Arpalık" konumuna dönüşmüştü.
Bu yapıların kurum zararlarını katladığı, giderlerinin işletme gelirleriyle karşılanamaz noktaya geldiği dönemleri hep birlikte yaşadık. Konya’nın Seydişehir ilçesindeki Alüminyum Tesisleri gibi hantallaşan, istihdam kisvesi altında devlete devasa bir yük bindiren yapılar, uzun yıllar ekonominin sırtında taşınan birer kambur oldu.
Her ne kadar yasal alt yapısı önceye dayansa da AK Parti hükümetleri döneminde........
