İran’ın Zaferi
Genel olarak savaşlar iki tarzda olur: Taarruz ve savunma. Elbette iki ordunun karşı karşıya geldiği meydan savaşları da vardır ama böyle savaşlarda da taraflardan biri saldırgan konumdadır. Neticede saldırgan bir amaç için yok etmek, savunma yapan ise varlığını korumaya yönelik direnmek zorundadır. Savaşların sonucunu da yine bu iki durum belirler.
Örneğin; saldırgan taraf, hedefine ulaşırsa muzaffer olur. Ancak diğer iki halde de mağlup sayılır. Yani savunma yapan taraf, karşı taarruza geçip düşmanını bertaraf ederse veya savunmasını tahkim edip saldırganın hedefine ulaşmasını engelleyerek onu geri çekilmeye zorlarsa muzaffer olur.
Bunun en belirgin örneklerinden biri Hendek Savaşı'dır. Bu savaş, Müslümanlar açısından bir savunma harbiydi. Saldırgan taraf ise Ebu Süfyan komutasındaki orduydu. Bu ordu Medine’nin önüne gelip çok da zarar görmeden geri döndü. Ama sonuçta mağlup olmuş oldular; çünkü amaçladıkları hedefe ulaşamamışlardı.
Bilindiği üzere ABD ve israil birlikte İran’a saldırdılar. Yani bu iki güç saldırgan tarafı oluştururken, İran ise ülkesini savunmaya çalışıyordu. Dolayısıyla yukarıdaki askeri ilke göz önüne alındığında; saldıranlar amaçlarına ulaşamadıklarından mağlup, İran ise taarruzu püskürttüğünden muzafferdir.
Genel ilkeyi belirledikten sonra, barış için öne sürülen şartlardan yola çıkılarak........
