Hüseyinlerin Destanı
1346 yıl önceydi. İslam tarihinde önemli bir kırılma yaşanıyordu. Şam sarayında bulunan Emevi Devleti'nin kurucusu Muaviye, hilafeti saltanata çevirecek bir adım atıyordu. Kendinden sonra oğlu Yezid’i halife, yani sultan olarak tayin etmişti.
Hz. Peygamber ve ilk dört halifede örneği olmayan bu durum, saltanata giden yolda bir kırılma olduğundan, önemli sahabe çocuklarının onayını almak istiyorlardı. Bunların başında da Hz. Hüseyin geliyordu. Onun için bu oldubittiyi ona onaylatmak, o günkü tabirle bey’at almak, böylece icraatlarını meşrulaştırmak istiyorlardı.
Hz. Hüseyin bey’at vermemekle kalmayıp, hemen Medine’den Mekke’ye hicret etti. Bilindiği üzere dedesi, Mekke’den Medine’ye hicret etmişti. Ama onun hicreti istikamet olarak tam tersi yönde oldu.
Sonrası bilinen olaylar... Kufeliler mektuplar göndererek onu yanlarına, kendilerine komutan olmaya ve Yezid’in yetkisizce ümmetin başına geçirilmesine karşı kıyam etmeye davet ettiler.
Hz. Hüseyin, dedesinin şu hadisi gereğince hareket etmek durumundaydı: “Sizden biriniz bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin ki bu, imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim ve Tirmizî)
Hz. Hüseyin’in Mekke’den Kûfe’ye gitmemesi gerekirdi diyenlere sormak lazım: Dedesinin bu hadisine uyması gerekmez miydi torun Hüseyin? Yezid’in saltanatına, Medine’de diliyle de karşı gelemiyordu ki hicret etti. Yani........
