menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayatla Kavga Etmek Yerine Momentum’la Hareket ET!

31 0
16.09.2026

Çok uzun yıllardır izliyorum. Dizi izliyorum, film izliyorum, manzarayı izliyorum, insanları izliyorum, hayvanları izliyorum, bitkileri izliyorum, bazen ne bulursam izliyorum ama hayatın içinde hep kendimi izlemeyi unutuyorum. O nedenle son yıllarda en çok kendimi izliyorum. Ne hissettiğimi, nasıl tepki verdiğimi, olaylar sonrasında ne yaptığımı izliyorum. Ve bu hayatta en çok kendimi merak ediyorum. Her geçen gün kendimin başka bir parçasıyla tanışıyorum ve gerçek bir heyecanla “Tanıştığımıza memnun oldum” diyorum.

GÜZELLİK SADECE AYNADA GÖRDÜĞÜN YÜZ DEĞİLDİR

İnsan 40’lı yaşlara gelince doğal terapilere, sağlıklı yaş alma ve güzel kalma meselelerine daha fazla eğiliyor. Benim bu konuda rehberim fonksiyonel güzellik terapisti Berrin Çetiner. Birkaç sene önce başladığım fonksiyonel güzellik terapilerini onunla sürdürüyoruz. Artık sadece güzellik terapistim değil, hem arkadaşım hem de kendimi keşfetme yolculuğumda güvendiğim biri Berrin… Çünkü sorduğum her soruya bütüncül bir yaklaşımla cevap veriyor ve benim gibi şüphe bulutuyla gezen birisini ikna ediyor. Berrin’den öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu; “Güzellik sadece aynada gördüğümüz yüz değildir. Bedenin dengesi, zihnin hali, nefesin, duruşun, hatta çeneni ne kadar sıktığın bile güzelliğine yansır. O nedenle önce içini güzelleştireceksin, sonra yüzüne yansıyacak.”

HAREKET, DÖVÜŞ, NEFES, SES, GÜZELLİK, BUZ AYNI POTADA

Berrin beni bir süre önce Malta’da yaşayan ve A Plus Solutions Global’in kurucusu olan Merve Cungar’la tanıştırdı. Merve bir iş insanı ama o da tıpkı Berrin ve benim gibi kendisine karşı meraklı biri… O nedenle kendi sınırlarını arıyor, farklı deneyimleri araştırıyor, insanın bedenine ve ruhuna başka türlü bakmanın yollarını arıyor. Ve sonunda hepsini aynı potada erittiği bir içerik oluşturmuş ve bunu çok ayaklı bir organizasyona dönüştürmüş. Adı Momentum Universe… Hareket, dövüş sanatları, nefes, fonksiyonel güzellik, ses terapisi, buz terapisi ve insanı birleştiren bir deneyim… Çünkü Merve Cungar; iyi hissetmenin tek bir formülü olduğuna inanmıyor. Bazen hareket ederek, bazen nefes alarak, bazen sınırlarımızı zorlayarak, bazen de sadece müzik dinleyip başka insanlarla bağlantı kurarak kendimizi yeniden keşfettiğimize inanıyor. Momentum fikrini de; insanın farklı taraflarını aynı deneyimde buluşturmak olarak tanımlıyor.

KAOS KARŞISINDA BEDENİN VERDİĞİ TEPKİYİ GÖSTERİYOR

Be Health Universe’te gerçekleştirilen Momentum Universe etkinliğine hiçbir şey bilmeden gittim. İşin güzel tarafı da bu… Momentum size ne yaşayacağınızı önceden bütün ayrıntılarıyla anlatmıyor. Bizi bir salona aldılar. Eğitmenleri tanıttılar ve Bruno A. De la Vega’yla Momentum başladı. Bruno bizi bir çember haline getirdi. Önce çemberi bozmadan yavaşça yürümeye başladık. Sonra biraz hızlandık. Sonra koşmaya başladık. Ve bir anda Bruno; “Şimdi hepiniz birbirinizin üzerine doğru yürüyün, koşun ama birbirinize değmeyin” dedi. Dışarıdan bakınca ne olacak ki? Ama içeride bir anda kaos çıktı. Hepimiz birbirimizin üzerine doğru koşuyoruz. Birbirimize çarpmamaya çalışıyoruz. Yön değiştiriyoruz. Birbirimizin arasından geçiyoruz. Ben kendimi metrobüs kuyruğunda gibi hissettim. Hani herkes aynı anda metrobüse binmeye çalışır ya… Tam olarak öyle… Balık istifi gibi…

İnsanlara çarpmamaya çalışırken ben çığlık çığlığa bağırıyorum. Benden başka bağıranı da pek görmedim. İlk anda güldüm. Sonra fark ettim ki; Bruno bize aslında bedenimizin kaos karşısındaki refleksini gösteriyor. Hepimiz aynı ortamdayız, aynı hareketi yapıyoruz. Ama herkes başka türlü tepki veriyor. Kimimiz kaçıyor, kimimiz hızlanıyor, kimimiz duruyor, kimimiz çarpıyor, kimimiz çarpmadan manevra yapıyor. Ben bağırıyorum. Üstelik günlük hayatımda bu kadar yoğun bir kaosu yaşamaya alışık değilim. Evden çalışan, kendi ritminde yaşayan biriyim. Dolayısıyla bedenimin bu kadar yoğun bir kaosla karşılaştığında verdiği tepkiyi ilk kez bu kadar net gördüm.

BİRBİRİMİZİN SINIRLARINA GİRMEYİ ÖĞRENDİK

Sonra başka çalışmalar yaptık. Birbirimize güvenmemiz gereken hareketler… Birimiz diğerinin elini bıraktığında düşeceğimiz çalışmalar… Ağırlık, denge, temas… Birbirimizi tutuyoruz. Birbirimizin sınırına giriyoruz. Birbirimizi çekiyoruz.

Üç saat boyunca bedenimizi çalıştırdık. Üç saat boyunca nabzımız yükseldi. Kimimizin başı döndü, kimimiz oturmak istedi, kimimiz çok yoruldu, kimimiz şikâyet etti. Her geçen dakika kondisyonumuz yükseldi. Kondisyonumuz yükseldikçe davranışlarımız da değişti. Üç saatin sonunda o kadar........

© Dizi Doktoru