Üstünlük; Takvada, Ahlaktadır
İnsanlar arasındaki farklılıklar yalnızca “dil” ile sınırlı değildir. Yeryüzünde yaşayan milyarlarca insan, hem suret hem karakter hem de kültürel yapı bakımından birbirinden farklıdır. Bu kadar çeşitlilik içinde insanı değerli kılan şey de yalnızca dili, rengi ya da mensubiyetiyle sınırlı değildir. Buna rağmen tarih boyunca insanlar çoğu zaman bu farklılıkları bir zenginlik olarak görmek yerine, ayrışma ve üstünlük iddiasının bir aracı hâline getirmişlerdir.
Kur’an’ın gönderildiği çağda özellikle aşiret, kabile ve soy üstünlüğüne dayalı bir anlayış yaygındı. İnsanlar kabileleri adına savaşıyor, yıllarca süren düşmanlıklar yüzünden nice canlar toprağa düşüyor, gözyaşı ve kan dünyayı yaşanmaz hâle getiriyordu. Böyle bir ortamda İslam, insanı insan yapan değerin soy, renk, dil ve kabile değil; iman, ahlak ve takva olduğunu ilan etmiştir.
Nitekim Hz. Peygamber Efendimiz (sas), Veda Haccı’nda insanlık tarihine yön veren şu evrensel mesajı vermiştir:
“Ey insanlar! Dikkat ediniz! Rabbiniz........
