Yapay Zekâ Yapay mı?
İnsanlık tarihinde ilk defa kendisinden daha hızlı yazan, daha çok bilgiye ulaşan, yorulmayan, uyumayan ve neredeyse her soruya cevap verebilen bir şeyle karşı karşıyayız.
Ve bu şey, insana oldukça nazik davranıyor.
Ne sorarsanız cevaplıyor, sesini yükseltmiyor, sabırsızlanmıyor, sinirlenmiyor...
Hatta yanlış bir düşüncenizi öyle güzel cümlelerle karşılıyor ki, bir süre sonra kendinizi dünyanın en akıllı insanı zannetmeye başlıyorsunuz.
Adına da yapay zekâ diyoruz.
Peki, gerçekten yapay olan nedir?
Karşımızdaki zekâ mı, yoksa onunla geçirdiğimiz zaman içinde giderek yapaylaşan kendi düşüncelerimiz mi?
Geçmişte insanlar bir konuyu öğrenmek için kitap karıştırır, araştırır, bilenlere danışır, not alır, öğrendiklerini zihninde tartardı. Bir konu üzerinde saatlerce düşünmek, günlerce cevap aramak gerekirdi. Bulunan her bilgi, zihinde başka bilgilerle karşılaştırılır, sorgulanır ve zamanla bir düşünceye dönüşürdü.
Şimdi birkaç kelime yazıyoruz. Karşımıza giriş, gelişme ve sonuç bölümleriyle kusursuz görünen bir metin çıkıyor. Üstelik başlığı da hazır, özeti de...
Daha doğrusu okuduğumuzu düşünüyoruz.
Çoğu zaman yaptığımız şey, önümüze konulan cevabı birkaç saniye gözden geçirip tüketmek oluyor.
Tüketmek dedimise o da zihni beslemeyen bir tüketme. Yani hafızaya taşımadan...
Önceden bilmediğimiz bir şeyi öğrenmek için emek verir zahmet çekerdik. Şimdilerde zahmete katlanmamak için öğrenmekten vazgeçme tehlikesiyle karşı karşıyayız.
İşin ironik tarafı şu: İnsanlık, bilgiye ulaşmanın en kolay olduğu bu çağda, bilgiyi zihninde taşımanın gereksiz olduğuna inanmaya başlıyor.
Peki, ne soracağımızı nereden bileceğiz?
Zihnimizde yeterli bilgi yoksa doğru soruyu nasıl kurup soracağız? Bir cevabın eksik, yanlış veya yanıltıcı olduğunu nasıl anlayacağız? Bize sunulan düşüncenin arkasındaki mantığı hangi birikimle irdeleyeceğiz?
Sanırım sorun burada başlıyor.
Çünkü yapay zekâya bağımlılık, insanın cevap bulamamasıyla başlamıyor. Cevabı arama ihtiyacı hissetmemesiyle başlıyor.
Bir öğrenci ödevini yapay zekâya hazırlatıyor, yönetici konuşmasını ona yazdırıyor, din görevlisi vaazını ona çalıştırtıyor ve yazar düşüncelerini ona düzenletiyor. Bir genç arkadaşına göndereceği özür mesajını bile ona hazırlatıyor.
Hatta insan, sevdiğine ne söylemesi gerektiğini de makineye soruyor.
Böyle giderse yakında annemize sarılmadan önce yapay zekâya danışacağız:
“Anneme sarılırken nasıl daha samimi görünebilirim?”
Cevap muhtemelen oldukça etkileyici olacak.
Elbette yapay zekânın hayatımıza kazandırdığı kolaylıkları görmezden gelemeyiz.
Bilgiye erişimi kolaylaştırıyor, araştırmaları hızlandırıyor, dil engellerini........
