menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İNANCA DEĞİL SUÇA, KİŞİYE DEĞİL DELİLE BAKAN ADALET

30 0
29.08.2026

Yazılarımda sıklıkla kullandığım bir ifade var ; Türkiye'de Yeni Adalet Doktrini.

Bu doktrinin mimarı, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in son açıklamalarını yan yana koyduğunuzda aslında birbirinden farklı görünen soruşturmaların arkasında ortak bir hukuk anlayışı olduğunu görüyorsunuz:

Kim olduğuna değil, ne yaptığına bakmak.

Hangi kimliğin arkasına saklandığına değil, dosyadaki delile bakmak.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan yaklaşım da tam olarak budur.

Alihan Kuriş soruşturması üzerinden yürütülen tartışmalarda belki de en kritik cümleyi Gürlek kurdu:

“Biz kesinlikle bir dini grup ya da bir dini yapılanmaya yönelik bir operasyon yapmadık.”

Bu ayrım son derece önemlidir.

Bir yapılanma hakkında suç örgütü kurma, kara para aklama, dolandırıcılık veya insanların dini duygularını maddi menfaat için kullanma iddiaları varsa hukuk bunları araştırmak zorundadır.

Dini değerleri korumanın yolu, dini kullandığını iddia eden herkese dokunulmazlık tanımak değil; tam tersine insanların inançlarını istismar edenlerle inancını samimiyetle yaşayanları birbirinden ayırmaktır.

Kuytul soruşturmasında aktarılan iddialar da aynı noktaya çıkıyor.

Zorla senet imzalatma, tehdit, şantaj, para alma ve insanların sistematik biçimde kayıt altına alınması gibi son derece ciddi suçlamalardan söz ediliyor.

Böyle bir tabloda sorulması gereken soru “Bu insanlar hangi gruba mensup?” değildir.

Sorulması gereken şudur:

Bu fiiller işlendi mi, işlenmedi mi?Hukuk devletinin pusulası budur.

İDDİA DEĞİL, DELİL KONUŞMALI

Gürlek’in İBB davasına ilişkin açıklamalarında ise başka bir nokta özellikle dikkat çekici.

Uzun süredir soruşturmaların yalnızca “itirafçı ifadelerine” dayandığı yönünde bir eleştiri var.

Bakan buna açık bir cevap veriyor: Bir kişinin beyanıyla yetinilmediğini; anlatılanların HTS ve........

© Diriliş Postası