Felaketten önce son çıkış
İnsanlığın ilk toplumsallaşma sürecini ele aldığımızda ahlakın, toplumsallaşmada nasıl bir rol oynadığını daha iyi gözlemlemiş oluruz.
İnsan kendinden önceki primat türünden kopmasıyla birlikte çok uzun bir süre klan toplulukları biçiminde kendi toplumsallığını da oluşturmuştur. Aslında bu bir zorunluluk haliydi diyebiliriz. Bu anlamda toplumsallık insan türünün varoluş, varlık gerekçesi de olmuştur. Primatlardan kopan bu tür giderek güç kazanmıştır. Bu, toplumsallaşmasıyla gelişmiştir. Sosyolojik deneyler insanın tek başına dil, kültür, sanat, ahlak, zeka, beslenme gibi gelişimleri geliştiremeyeceği yönündedir. Dolayısıyla toplumsuz yaşam mümkün değildir, toplumsallık kaçınılmazdır.
Ancak ahlaki değerler alt yapısında oluşturulmuş olan bir toplum, o değerlere tamamen sırtını dönerek, kirliliğin içinde kaybolma riski ile karşı karşıya kalırsa, o toplum her manası ile çözülmeye girmez mi?
Ülkemizde son döneme damga vuran, hukuki tartışmaların da ötesinde, sosyo-ahlaki gündem yaratan operasyonlar, bu soruyu gündeme getirdi ; Ülkemizde ahlaki bir çürüme mi yaşanıyor?
Farklı alan ve sosyal çevrelerden kişilerin şüpheli olarak soruşturuldukları bu dosyaların, kimisi uyuşturucu, kimisi fuhuş, kimisi rüşvet kimisi kara para aklama gibi ciddi suç iddialarını konu alıyor.
Birçoğu ülke çapında tanınan şüphelilerin işlediği iddia edilen eylemlerin sınırı, sadece kendi sosyal çevreleri ile mi örülü yoksa endişe edildiği gibi toplumsal bir çürümeyi zımnen de olsa öngörmemize ve bu konuda endişe etmemize........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin