Rönesans bir “Avrupa mucizesi” miydi?
Batı merkezci okumalarda Rönesansın bir “Batı Mucizesi” olarak sunulduğu muhakkaktır.
Lakin ünlü Sosyal Antropolog Jack Goody bu ezberi kökünden sarsarak dünya tarihini şekillendiren çoğul canlanmalardan ya da rönesanslardan bahseder.
"Rönesanslar" kavramıyla aslında “Avrupa Merkezci”liğin eleştirisini yapar: “Batı dünyası, Rönesans'ı sadece kendine ait, bir anda İtalya'da ortaya çıkan mucizevi bir kırılma gibi sunar.” diyen Goody, “Tarih Hırsızlığı” kitabındaki çizgisini de sürdürerek bu yaklaşımın tarihi nasıl çarpıttığını gözler önüne serer.
“Kültürel Canlanma”ların Evrenselliğinden kasıt, "Rönesans"ın geçmişteki klasik bir döneme bakarak kültürü, bilimi ve sanatı yeniden nasıl canlandırdığı vurgulanır.
Goody; İslâm dünyasında (özellikle Abbasi dönemi ve sonrasındaki felsefi-bilimsel atılımlar), Çin'de (Song Hanedanlığı dönemi Neo-Konfüçyüsçü canlanma) ve Hindistan'da benzer geri dönüş ve sekülerleşme temelli canlanma dalgalarının nasıl yaşandığını gösterir.
Goody’ye göre “Avrupa'nın Doğu'ya olan borcu” şudur: “İtalyan Rönesansı gökten zembille inmemiştir. Avrupa; kâğıt, matbaa, barut ve pusula gibi temel teknolojileri Çin'den; antik Yunan felsefe metinlerini, matematiği, tıbbı ve astronomiyi ise İslâm dünyasındaki çeviri hareketlerinden ve bilim insanlarından almıştır.”
Ona göre modern dünya, yalnızca Batı Avrupa'nın ürünü değildir.
Farklı coğrafyalardaki "rönesanslar" olmasaydı, Avrupa kendi Rönesans'ını gerçekleştirecek materyale ve bilgi........
