Sinatra! Ver şu mübarek ellerini
Bir öfke fırtınasıyla başlıyoruz… Bildiklerinizi unutun. Hayır; Charles Bukowski okumayacaksınız. Sonu “katılmıyorum”la biten bir manifesto… Öyle bir önsöz ki hayırlısı deyip devam edelim
İlk izlenim: Eldeki tüm barut sıkıştırılmış, tek kurşun da atılmış. Yani bu adam bir daha kitap mitap yazamaz… Neden mi? Öfkeli, şikâyet dolu ve isyankâr satırlarla sonucu değiştiremeyeceğini anladığın vakit yeniden başlamak mümkün olmaz da ondan. –Yeni kitabı çıktığında bu satırları hatırlamayacağınıza dair söz verin-
İyi karakterlere kıran girmiş
Ünlü yönetmen Paolo Sorrentino, Türkçeye “Herkes Haklı” olarak çevrilen romanında kötü kahramanla yol almaya çalışıyor, üstelik karşısına iyiyi koymadan…
Kendi çapında başarılı bir sanatçı olan Tony Pagoda’nın kariyeri Frank Sinatra’nın onu dinlemeye gelmesiyle önemli bir eşikten geçiyor, pardon geçemiyor. Çünkü “Sinatra’nın dinlediği adam” olmanın nimetlerini “Selamsız Bandosu” misali kaçırıyor. Tony’nin ayağına kadar gelen bu fırsat onu teğet geçiyor ve Tony, bu yüzden az evvel zikrettiğim “kendi çapında başarılı” vasfından öteye gidemiyor. Evet ülke ülke, konser konser geziyor ancak o kadar. Açık konuşayım böyle kitaplarda işlerin yolunda gitmesini beklemeyin. Bu, hem kurguya hem de yazarın eksiksiz olsun diye titizlendiği gerçekçiliğe aykırı olur. Öte yandan ne kadar olumsuzluk yaşanırsa o kadar gerçekçi olur anlayışı derhal terk edilmelidir. Tozpembe hayallerle zengin insanların rahat yaşamı, erkeklerin bile beyaz giydiği hayatlar insanı nasıl komünist yapıyorsa bitirim mahallelerini ve küçük insanların ufuktan yoksun yarım yaşamlarını anlatan kurgular da bir o kadar kapitalizme çalışıyor.
Tekrarlıyorum; Sorrentino kesinlikle kötü bir karakter ortaya çıkarmış. Nefsinin ve alışkanlıklarının esiri olmuş Tony, çok da kibirli. Bu nedenle Frank Sinatra’ya ne kadar teşekkür etsek az; bu adamı şişirip başımıza bela etmediği için. Çevresindeki birkaç kişiye patronluk taslayan, konserine gelen izleyicileri küçümseyen, hiçbir ahlâk kuralını tanımayan bu adam ün, şöhret ve paradan uzak kalmalıydı.
Emekler nasıl zayi oluyor görün
Biraz olsun okuma alışkanlığı olanlar bilirler ki kitaplarda irili ufaklı dinlenme alanları vardır. Yani okursunuz ama hiç ilgilenmezsiniz. Kurguya faydası olmayacağını fark ettiğiniz için de anlamaya çalışmazsınız ve dolayısıyla o bölümlerde aktif dinlenirsiniz. Yani hem okursunuz hem dinlenirsiniz. Bu kitapta böyle alanlar fazlasıyla var. Yazar için son derece önemli olabilir; belki de asıl bomba cümleyi ya da paragrafı oraya saklamıştır. Hayatında yaptığı en güzel kurguyu da oracığa sığdırmıştır. Ama okuyucu kahramanın çocukluğunda geçen bir olayı kurgu dışı ilan ettiyse ya da tahmin ettiği sonu göremeyeceğini düşündüyse dünyanın en faydasız cümleleri sarf edilmiş demektir. Emekler nasıl zayi oluyor görüyorsunuz. Kitap dışı olacak ancak herkesin........
