menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BASİT İNSANLARIN HAYATINI ANLATACAĞIM DEDİ, ANLATIP ÇEKTİ GİTTİ

35 0
04.10.2026

Özgürlüğüne pek düşkün… Çalıştığı restorandan serbestçe hareket edebileceği ayakkabı boyacılığı için ayrılan biri… Artık ölene kadar ayakkabı boyacısı…

Elias Khoury, “Küçük Gandhi’nin Yolculuğu” kitabıyla bizi iç savaşın pençesinde kıvranan ülkesine; Lübnan’a götürüyor. İç savaş derken işgalleri katmadan geçmek istemiyorum, Lübnan’ın paramparça hâlini görmek iç acıtıcı. Fakat merak etmeyin, yazar iç savaş yıllarını anlattığı kitabında fiziksel etkilere çok az yer veriyor.

Ve başrol filmin başında ölür

Hikâyenin kahramanı Abdülkerim, yani Küçük Gandhi olarak gösterilse de Alice de epey etkin bir karakter. O, karanlık Beyrut sokaklarının bahtsız tanığı… Khoury, kurşunların hedefi olup cansız bedeni boya sandığının üzerine/yanına düşen Gandhi’nin fotoğrafını unutturmamak istercesine defalarca gösteriyor. Evet, Khoury, kimsenin yapmaya cesaret edemeyeceği bir şeyi yaptın ve ana karakterini daha “filmin” başında öldürdün. Ancak Abdülkerim ölüp ölüp diriliyor. Bu, kurgu bütünlüğünün en büyük düşmanı. Bitmek bilmeyen anılar, zaman mefhumunun ortadan kalktığı olaylar içinde kendinizi bile unutursunuz. Daha önce bir kitap için demiştim, bana teşekkür edeceksiniz diye, yine diyeceğim: Bana teşekkür edeceksiniz. Kiminiz okumadan önce, kiminiz okuduktan sonra.

Bu andan sonra anlatılan her şey Gandhi’nin cesedinin başında anlatılıyor gibi. Yazar bir türlü olay yerinden uzaklaşamıyor. Hikâyesinde birbirine bağlı iki odak kullanan yazar, kitabın adında yer verdiği Abdülkerim’i birkaç sayfa dışında hiç unutmuyor. Diğer odak ise Alice.

Benim için belirleyici olan 1975-90 yılları arasındaki iç savaştı. Kuşkusuz bunun içinde........

© Diriliş Postası