menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FAİLİ BELLİ ADALET

43 0
09.09.2026

Devlet dediğimiz toplumsal müessese, yalnızca sınır boylarında nöbet tutan, bayrağı dalgalandıran, vergi toplayan veya diplomatik masalarda güç mücadelesi veren mekanik bir yapıdan ibaret değildir. Devlet; her şeyden önce kılıcı keskin, terazisi hassas, hafızası silinmez bir adalet nizamıdır. Bir devletin asli bekası ve gücü, sadece envaiçeşit silah sistemleriyle veya jeopolitik manevralarla değil, kendi vatandaşının kalbinde ve zihninde inşa ettiği o sarsılmaz "adalet" duygusuyla güvence altına alınır. Ülkemizin yakın siyasi tarihi, ne yazık ki bu adalet duygusunun küresel istihbarat servisleri, içimize sızmış vesayet odakları ve taşeron terör örgütleri tarafından sistematik olarak hedef alındığı, örselendiği karanlık dönemlerle doludur. Yıllarca tozlu raflarda, kilitli arşiv odalarında bekletilen, üzeri bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya isteyerek örtülen "faili meçhul" cinayetler; aslında devletin bir acziyeti değil, devleti içeriden çürütmeye ve milletle olan mukaddes bağını koparmaya çalışan karanlık bir aklın operasyonudur.

"Faili meçhul" kavramı, sadece adli ve hukuki bir terim olmanın çok ötesindedir. Bu kavram, aynı zamanda toplumsal barışa vurulmuş ağır bir pranga, milletin devlete olan güvenini sarsmaya çalışan sinsi bir düşmandır. Geçmiş on yılların o kaotik ikliminde, Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak, sosyolojisini zehirlemek ve ülkeyi istihbarat örgütlerinin satranç tahtasına çevirmek isteyen karanlık odaklar, tetikçilerini ve ardındaki azmettiricileri ustalıkla gizlediklerini sandılar. Oysa kadim devlet geleneğimizde zaman, suçun üzerini örten bir örtü değil, adaletin tecelli etmesi için olgunlaşan, ilmek ilmek dokunan bir süreçtir. "Devlet unutmaz" ilkesi, tam da bu noktada bütün haşmetiyle devreye girmektedir.

Bugün Türkiye, hem ekonomik hem de askeri anlamda kendi kendine yetebilen, dosta güven, düşmana korku veren vizyonuyla uluslararası arenada oyun kurucu rolünü üstlenirken, içeride de adalet çarklarını bu bağımsız, yerli ve milli devlet aklıyla yeniden yapılandırmaktadır. Bu bağlamda, Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'in bizzat duyurduğu ve bizzat liderlik ettiği yeni süreç, Türk hukuk ve güvenlik mimarisinde devrim niteliğinde bir milattır. Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasındaki o sağlam koordinasyon, Cumhuriyet Başsavcılıkları, Emniyet ve Jandarma teşkilatlarının kusursuz işbirliğiyle kusursuz çalışmaktadır. 24 Nisan 2026 tarihinde Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı, basit bir idari yapılanma değil; devletin karanlık maziyle hesaplaşma ve milletine verdiği “Adalet” sözünün kurumsal teminatıdır.

Ortaya konan tablo, rakamların ötesinde bir başaranın da resmidir. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'in paylaştığı verilere göre; söz konusu Daire Başkanlığı'nın kuruluşundan bugüne kadar geçen kısa süre zarfında tam 40 dosyada, 46 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olay üzerindeki sis perdesi tamamen aralanmış, aydınlatılmıştır. Sadece son dört aylık periyotta 30 dosyada 35 faili meçhul cinayetin aydınlatılmış olması, geçmişte bu dosyaların üzerine bilerek nasıl beton döküldüğünün en çıplak kanıtıdır. Teknolojinin sunduğu bütün imkânlar, HTS kayıtları, daraltılmış baz çalışmaları, sosyal medya yazışmaları ve iletişim kayıtları titizlikle analiz edilerek en ince ayrıntısına kadar yeniden işlenmektedir.

Bunun en sarsıcı örneği, 5 Ocak 2020 tarihinden beri akıbeti meçhul olan Gülistan Doku dosyasıdır. Eylül 2026 itibarıyla devlet; "Şubat" kod adlı gizli tanığın beyanlarıyla bu karanlık ağı paramparça........

© Diriliş Postası