ANA MUHALEFETİN KRİZİ VE TÜRKİYE’YE AĞIR MALİYETİ
Demokrasiler, sadece güçlü iktidarların omuzlarında yükselmez; güçlü demokrasilerin en belirgin ve hayati özelliği, en az iktidarlar kadar güçlü, vizyoner ve devlet aklını içselleştirmiş muhalefet geleneklerine sahip olmalarıdır. Bir ülkede muhalefet müessesesi, sadece iktidarın eksiklerini sayan, her atılan adıma refleks olarak "hayır" diyen sığ bir siyasi yapı olarak görülemez. Aksine muhalefet; devlet aklının devamlılığını sağlayan, sistemdeki yanlışları rasyonel bir dille gösteren ve ülkenin geleceği için alternatif çözümler üreten kurumsal bir mekanizmadır. Siyasette muhalefetin görevi halk tabiriyle "iktidarın ensesinde boza pişirmek" şeklinde tarif edilse de, bu ifade aslında milli menfaatler doğrultusunda sarsılmaz bir denetleme ve sorgulama sorumluluğunu anlatır. Ancak unutulmamalıdır ki; denetlemek ile devlet kurumlarını yıpratmak, eleştirmek ile ülke menfaatlerine olan eylemleri tamamen engellemeye çalışmak, alternatif üretmek adı altında suni krizler yaratarak kaostan beslenmek arasında dağlar kadar fark vardır. Bir ana muhalefet partisi, iktidarla aynı ideolojik çizgide durmak zorunda değildir; fakat mesele ülkenin ortak menfaatleri olduğunda tereddütsüz sorumluluk almak zorundadır.
CHP'nin İç Savaş Sarmalı ve Kaybolan Vizyon
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) içine düştüğü ve çıkamadığı tablo, sadece bir partinin değil, Türkiye siyasetinin karşı karşıya kaldığı en ciddi kilitlenmelerden birini ortaya koyuyor. Parti içerisinde uzun süredir devam eden hizip çatışmaları ve koltuk kavgaları, artık masum bir fikir ayrılığının çok ötesine geçmiş durumdadır. Bir tarafta Kemal Kılıçdaroğlu dönemine ilişkin bitmek bilmeyen iddialar ve rövanşist tartışmalar, diğer tarafta ise Özgür Özel yönetimine yöneltilen keskin eleştiriler partinin ve ülkenin enerjisini adeta yutmaktadır. Kamuoyunun gözü önünde, sahne önünde ve arkasında yaşanan bu amansız güç mücadelesi, yalnızca CHP'nin kendi iç meselesi olmaktan çıkmış; doğrudan Türkiye siyasetini, meclis aritmetiğini ve toplumsal beklentileri zehirleyen bir tabloya dönüşmüştür.
Ana muhalefet partisi, tabelası olan sıradan bir dernek veya siyasi kulüp değildir. Ana muhalefet; milyonlarca seçmenin umudunun temsil edildiği, devlet yönetimine talip olan ve yarının potansiyel iktidar alternatifi olarak görülen devasa kurumsal bir yapıdır. Hele hele Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) gibi ülkenin tarihinde ve kuruluşunda önemli rol oynamış böylesi tarihi bir yapının kendi iç hesaplaşmalarına, kurultay kavgalarına ve........
