menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KEŞKE BUGÜN SADECE CHP’NİN DOĞUM GÜNÜNÜ KONUŞABİLSEYDİK

67 0
09.09.2026

Bugün 9 Eylül. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş yıldönümü. 9 Eylül 1923’ten bugüne tam 103 yıl...

Ama CHP bugün doğum gününe bir kutlama havasıyla değil, belki de yakın tarihinin en ağır iç krizlerinden biriyle giriyor. 38. Olağan Kurultay hakkında verilen “mutlak butlan” kararıyla Özgür Özel yönetimden uzaklaştırıldı, Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık koltuğuna döndü. Bir tarafta mahkeme kararıyla oluşan yönetim, diğer tarafta CHP içinde siyaset imkanı kalmadığı için YENİ PARTİ’yi kuran kadro…

Gerilim öylesine büyük ki Özgür Kılıçdaroğlu için “Gönül dünyamda toplu iğnenin başı kadar yer kalmadı” diyebiliyor; Kılıçdaroğlu ise Ekrem İmamoğlu’nun “siyasi tutuklu” olmadığını söyleyerek partinin önemli bir bölümünün savunduğu çizginin tam karşısında duruyor. Yani CHP, 103. kuruluş yıldönümüne yalnızca yönetim kriziyle değil, aynı zamanda siyasi ve duygusal bir parçalanmışlıkla giriyor.

İnsan isterdi ki bugün CHP Genel Merkezi’nde sadece bir doğum günü havası olsun. Eski genel başkanlarla yeniler yan yana gelsin, milletvekilleri, belediye başkanları, parti örgütleri aynı fotoğraf karesine girsin. 103 yıllık bir siyasi geleneğin gururu konuşulsun.

Keşke bugün CHP’de mahkeme dosyaları, kurultay tartışmaları, liderlik savaşları, ihraçlar ve karşılıklı suçlamalar değil, partinin Türkiye’ye ne söyleyeceği konuşulsaydı.

Ama olmuyor. Çünkü CHP, 103. yaşına yine kendi iç kavgasıyla giriyor. Üstelik bu durum CHP açısından yeni de değil.

İsimler değişiyor, kamplar değişiyor, sloganlar değişiyor ama parti tarihinin sayfalarını çevirdiğinizde aynı tablo defalarca karşınıza çıkıyor. CHP, Türkiye’nin en eski siyasi partisi olduğu kadar, tarihinin hemen her döneminde kanatların, hiziplerin, liderlik mücadelelerinin ve büyük kopuşların yaşandığı bir siyasi hareket.

Daha Cumhuriyet’in ilk yıllarında bunun örneklerini görüyoruz. 1924’te Millî Mücadele’nin önemli isimleri Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve arkadaşları Mustafa Kemal’in liderliğindeki ‘Halk Fırkası’yla yollarını ayırdı ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdu.

Burada elbette bugünkü CHP kavgasıyla bire bir benzerlik kurmak tarihsel olarak doğru olmaz. Ancak ilk yıllardan itibaren ortak bir siyasi hareket içerisindeki görüş ayrılıklarının kolaylıkla kopuşa dönüşebildiğini görüyoruz.

CHP tarihindeki çok daha büyük kırılma ise 1945’te yaşandı. Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın verdiği ve tarihe “Dörtlü Takrir” olarak geçen önerge, CHP içindeki muhalefetin sembolü oldu.

Önerge........

© Diriliş Postası