ÜLKEMDE POLİS OLMAK
Yarın Türk Polis Teşkilatımızın 181. Yıl dönümü. Polis bir babanın çocuğu olarak polis olunmasının nasıl bir şey olduğunu iyi bilenlerdenim.
Akşam cam kenarında babanızı beklerken, çocuğunun onu dört gözle beklediğini bilip cebindeki son üç kuruşu ona çikolatalı gofret alarak harcayan adamdır babam gibi polisler…
Tüm polislerimizin yıl dönümünü en yürekten ve saygıyla kutluyorum.
Unutmayalım ki onlarında aileleri var ve cam kenarında bekleyen evlatları var.
Vatan uğruna kaybettiğimiz tüm şehit polislerimizin mekânı cennet olsun…
Bu topraklarda polis olmak, sadece bir meslek sahibi olmak değil; bir vicdanı omuzlamak, bir millete gece gündüz nefes olmaktır. Ülkemde polis olmak, bir üniformanın içinde yalnızca görev değil, aynı zamanda fedakârlık, sabır ve yürek taşımaktır.
Gecenin en karanlık saatinde, herkes evinde huzurla uyurken bir sokak başında nöbet tutan o insanı düşünün. Soğukta, yağmurda, sıcakta… Saatin kaç olduğu önemli değil onun için. Çünkü onun mesaisi saatle değil, ihtiyaçla ölçülür. Bir annenin evladına kavuşabilmesi, bir çocuğun korkusuzca sokakta oynayabilmesi, bir şehrin sabaha güvenle uyanabilmesi için oradadır.
Polis olmak, bazen bir kayıp çocuğun gözyaşını silmek, bazen bir yaşlının elinden tutup karşıya geçirmek, bazen de en zor anlarda bile metanetini korumaktır. Her gün farklı bir hikâyenin içine girer polis; kimi zaman sevinçle, kimi zaman hüzünle yoğrulur. Ama her defasında aynı kararlılıkla ayağa kalkar: “Ben buradayım” diyebilmek için.
Gecesi gündüzüne karışır, bayramı çoğu zaman görev başında geçer. Ailesine ayırması gereken zamanı, bu milletin güvenliği için........
