menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD’NİN YENİ VİETNAM’I İRAN’MI?

32 0
07.03.2026

Trump Epstein dosyasını İran’a mı gömmek istiyor?

Washington’da siyaset çoğu zaman dış politikadan değil, iç krizlerden şekillenir. Tarih bunu defalarca gösterdi.

Vietnam… Irak… Afganistan…

Bu savaşların her biri yalnızca askeri operasyon değildi. Aynı zamanda Amerikan iç siyasetindeki kırılmaların dış dünyaya yansımasıydı.

Bugün benzer bir soruyu yeniden sormak gerekiyor: İran, Amerika için yeni bir Vietnam olabilir mi?

ABD Başkanı Donald Trump son dönemde ciddi bir siyasi baskı altında bulunuyor. Bu baskının merkezinde ise yıllardır Amerikan siyasetinin üzerinde dolaşan Epstein dosyası var. Jeffrey Epstein dosyasının açıklanmayan bölümlerinde yalnızca finans ve medya dünyasının değil, bazı güvenlik bürokrasisi ve uluslararası aktörlerin de isimlerinin bulunduğu iddia ediliyor. Washington kulislerinde konuşulan soru şu: Bu dosya açılırsa Amerikan siyasetinde neler olur?

Bazı analistlere göre İran gerilimini yalnızca jeopolitik rekabet olarak okumak eksik kalabilir. Çünkü büyük güçler tarih boyunca iç siyasi krizler yaşadıklarında dış politikada daha agresif davranma eğilimi göstermiştir. İçeride sıkışan iktidarlar çoğu zaman dışarıda kriz üretme yoluna giderler. Bu durum bazen bilinçli bir strateji, bazen de siyasetin doğal refleksi olarak ortaya çıkar.

Ortadoğu’daki güç dengesi düşünüldüğünde İran sıradan bir hedef değildir.

İran yalnızca bir devlet değil, aynı zamanda geniş bir mezhepsel ve siyasi nüfuz ağı kurmuş bir bölgesel aktördür.

Irak… Suriye… Lübnan… Yemen…

Bu ülkelerdeki bazı siyasi ve askeri yapılar İran ile yakın ilişkilere sahiptir. Bu durum uluslararası literatürde çoğu zaman “Şii hilali” olarak adlandırılır. İran’ın bu ağının karşısında ise İsrail’in ve ABD’nin stratejik kaygıları bulunuyor.

Bunun yanında İran’ın kültürel ve tarihsel etki alanı da yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değildir. İran’ın Pers kültür havzası Afganistan’ın bazı bölgelerine ve Tacikistan’a kadar uzanan bir etki alanı oluşturur. Dil, kültür ve tarih üzerinden kurulan bu bağlar İran’ın bölgesel jeopolitiğinde önemli bir yer tutmaktadır.

Derin Pers aklı ile derin İbrani şovenizmi ABD Başkanını kurtarma operasyonunda kendilerini de imha ettiler.

İsrail açısından İran yalnızca askeri bir tehdit değildir. Aynı zamanda bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek bir merkezdir. Körfez ülkeleri açısından ise mesele biraz daha farklıdır. Bu ülkeler İran’ın etkisini sınırlamak isterken aynı zamanda güvenliklerini büyük ölçüde ABD’nin askeri varlığına dayandırmaktadır.

Bu nedenle İran gerilimi yalnızca iki ülke arasındaki bir kriz değil, Ortadoğu güvenlik mimarisinin merkezinde yer alan bir mesele haline gelmiştir.

Ancak........

© Diriliş Postası