menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsani kriz ve kamu diplomasisi ekseninde Kırım

12 0
22.07.2026

Kırım Kalkınma Vakfı Başkanı Ünver Sel yazdı;

İnsani kriz ve kamu diplomasisi ekseninde Kırım

Avrupa’nın doğusunda devam eden çatışmaların merkez üssü Karadeniz, küresel sistemdeki güç dengelerinde yaşanan değişimlerin en belirgin şekilde hissedildiği bölge olarak ön plana çıkıyor. Dördüncü yılı devirip beşinci yılına girecek olan Rusya – Ukrayna ihtilafında yalnızca iki devletin karşı karşıya geldiği konvansiyonel bir askeri çatışmanın olmadığının herkes farkındadır. Burada küresel tedarik zincirlerini, enerji güvenliğini, demografik dengeleri ve uluslararası hukukun temel prensiplerini derinden sarsan asimetrik ve hibrit bir savaş olduğunu görüyoruz.

Bu kaotik jeopolitik denklemde Türkiye Cumhuriyeti, tarihi, coğrafi ve stratejik zorunlulukları gereği mecburen bir denge politikası yürütmek zorundadır. Çatışmaların Karadeniz’in tamamına yayılmasını önleyecek diplomatik bariyerler inşa etmekle yükümlüdür.

Türkiye bir yandan NATO içerisindeki konumunu yeniden tahkim ederken; diğer yandan da Rusya ile sürdürdüğü karmaşık ve karışık iletişim kanallarını açık tutma gayreti içerisindedir. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen NATO Zirvesi’yle birlikte S-400 hava savunma sistemleri ve F-35 savaş uçakları bağlamındaki açıklamalar, Ankara’nın stratejik otonomi arayışında olduğuna dair sinyaller verdi.

Karadeniz’de suların durulması için Rusya’nın masada olması gereklidir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın son yaptığı açıklamalarda Rusya’nın masada olması gerektiği yönündeki gerçekçi tespitleri basına yansıdı.

Ancak şunun da farkında olmak gerekiyor: Türkiye, tavizsiz bir şekilde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunuyor. Geçtiğimiz günlerde önce Paris’teki Ukrayna konulu zirveye katılım ve ardına Kiev’e yapılan ziyaretle birlikte Türkiye, Batı Bloku ile olan senkronizasyonunu teyit etti.

Türkiye, Karadeniz’deki ihtilafa sadece hariciye bürokrasisi üzerinden değerlendirmede bulunmuyor; savunma sanayii, ekonomik entegrasyon ve istihbarat diplomasisi üzerinden de okuyor. Mevcut koşullara rağmen Türkiye, Ukrayna ile ekonomik entegrasyonu derinleştirmek ve önümüzdeki süreçte Ukrayna’nın yeniden inşasında yer almak istiyor. Türk firmalarının oradaki mevcut yatırımlarını korumak ve ateşkes/barış sonrası Ukrayna’nın yeniden imarı sürecinde Türkiye’nin ayrıcalıklı bir konum elde etmesini amaçlıyor.

Karadeniz’de yenilikçi bir vizyon yalnızca Türkiye için değil Batı Blokunun tamamı için elzem durumdadır. Öncelikle çatışmaların tamamen durdurulmasının kısa vadede mümkün olmadığı gerçeği göz önünde bulundurularak Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğinin sağlanması gerekmektedir. Sivil ticari gemilerin, balıkçı teknelerinin ve liman........

© Dikgazete.com